Kıyılar boyunca yürüdün yıllar yılı,
Çakıl taşları topladın ve deniz kabukları...
Geçip gitmesin diye günler çekmecelerde sakladın.
Topladığın onca pul, kibrit, taş kabuk
bir kıyamet gününde gelip seni bulacaklar;
“İşte!” diyecekler “bizi biriktiren çocuk”;
Ellerinden öpecekler.
Eski Yunan Felsefesi “Arke, ana şey nedir?” diye başlamıştı. Pisagor usta, arkenin sayı olduğunu söyledi. Ona göre uzayda sayıların dansı vardı; yerde, gökte, müzikte sayıların dansı vardı. Muhteşem bir iddia.
Deniz kabuğunda, fidanlarda sayısal düzenler var. Belki gerçekten de evrende sayılar dans ediyor; bazen sessiz, bazen müzikle...
Ayçiçeklerinin/günebakanların tanelerinin sıralanışı, ağaçların fidan verme, güllerin budanma düzenleri, hatta eni boyu zarif altın oranlı dikdörtgen, deniz kabukları gibi Fibonacci dizisini barındırıyormuş içinde.
Deniz kabuklarındaki helezonu dikdörtgenler içine yerleştirdiğiniz zaman Fibonacci dizisine uygun bir yapı ortaya çıkıyormuş. Fibonacci dizisi 0,1,2,3,5,8,13,21,34... şeklindedir. Yani dizideki her sayı, kendinden önceki iki sayının toplamıdır.