Malzemesi insan olan siyaset dünyayı nasıl değiştirebilirdik ki. İyiliğin toplumu kurtaracağını ve mutlu kılacağını iddia edenler insanı tanımıyorlardı.
Bencilliği görmezden geliyorlardı anasını satayım. Çıkarcılık, hırs ve rekabet insanın temeli idi.
Hukuk bir palavraydı. Egemenlerin iktidarları için faydalandıkları aygıtlardan sadece biri. Herhangi biri. Ama adalet evrensel ve mutlaktı. Ona karşı koymak faydasızdı.
Akla gelebilecek her türlü açgözlü ve doymak bilmez canavarın topyekûn vücut bulmuş hali gibiydi Giyotin. Fransa’nın zengin toprağı ve eşsiz ikliminde bile hiçbir ot, yaprak, kök hatta biber tanesi, bu dehşet kadar tabii ve öngörülebilir bir şekilde filizlenip olgunlaşmamıştı. Millet, kafasına vurula vurula bir kez daha bu şekilde insanlığından çıkarılsa, yine aynı dehşet tablosuyla karşılaşmak işten değildi. Aynı açgözlülük ve zulüm tohumları bir kez daha ekilse, aynı meyveyi vereceğinden şüphe yoktu.