Hakan GündayKinyas ve Kayra Kinyas ve Kayra'yı dili ve kurgusuyla değerlendirmeden önce çok daha önemsediğim bir konu var, o da Hakan Günday'ın bu kitabı 23 yaşında yazıyor olması. İlk gençlik yıllarında bu kadar hacimli bir eser yazması övgüyü hakediyor. Aslında eserin dilini dikkate aldığımızda Hakan Günday'ın kaleminin de kitapla beraber büyüdüğüne tanık oluyoruz. İlk bölümde ki cümlelerin öz kütlesi ile son 'kinyasın yolu ' bölümünde ki cümlelerin özkütlesi arasında fark var. Ancak gerek ilk bölümde gerek son bölümde altını çizmek durumunda olduğumuz, üzerine uzun uzun düşünmemiz gereken sayısız cümle var. Yazar İçimizde bir yerlerde olan ancak tarifini, tanımını yapmakta zorlandığımız birçok duygu ve düşünceyi sığdırmış kelimelerine . Ayrıca kitabın evrenini fazla sert acımazca bulan sayısız görüşün aksine yaşadığımız dünyadan daha fazla şiddet ya da rahatsız edici öğe olduğunu düşünmüyorum. Olay örgüsünde hazmetmekte zorlandığımız çok yer var ama bu bölümler gerçeğin ta kendisi. Ha bazı sahnelerde boşluğa düştüğümüz daha ikna edici kelimeler aradığımız yerler yok mu, var tabi ki. Lakin tüm bunlara rağmen eserin hacmi ve yazarın bunu 23 yaşında önce yazıp yayımlamış olması her türlü takdirin üzerinde. Özetle üzerine o kadar çok düşünülecek, söylenecek şey var ki hepsini birkaç sayfaya sığdırmak mümkün değil. Okuyun efendim okutun, üstüne uzun uzun konuşun Kinyas ve Kayra
Murat Menteş'in bütün kitaplarını okudum. Kendine has üslubu ve kendine has kurgusuyla edebiyatımızın şahsına münhasır kalemlerinden birisi. Özellikle düblorun dilemması, rühi mücerret ve korkma ben Varım kitapları ortalama takdirin üzerinde bir övgüyü hakkediyor. Lakin bu son kitabı afilli hafiye amiyane tabir ile yazarın çuvalladığı bir eser olmuş. Gerek kurgusunda ki dağınıklık gerek romanın diğer unsurlarında ki boşluk okurun kurmacayla bütünleşmesini engelliyor. Yazarın "farklı olmak" çabası anlamsız bir raddeye ulaşmış vaziyette. Sanki bütün tuşlara aynı anda basıyor. Ayrıca entelektüelitesini hoyrat bir mirasyedi yedi gibi harcamaktan da geri durmamış. Bütün oyuncaklarını misafirlere göstermek için ortaya saçan bir çocuk gibi oyun oynama gayesinin ötesine geçmiş bir dağınıklık var kitapta. Kısaca her yer, her yerde. Hal böyle iken Son çeyrekte, final kısmında bu dağınıklığı toplamaya gayret etsede maalesef tam anlamıyla toparlayamamış. İçimizde koca koca boşluklar, bir yığın soru işareti ile kapattık son sayfayı. Yazarın dediği gibi bir roman daha bitti lakin bu sefer olmadıMurat Menteş
Memnun Kalırsın Emrah Serbes'in her temas iz bırakır, erken kaybedenler, son hafriyat, hikâyem paramparça kitaplarını daha önce okumuştum. Özellikle Erken kaybedenler kitabında ki öyküler gerek uslüp gerek kurguda ki gerçeklikle gayet başarılıydı. Ancak bu son kitabı memnun kalırsın bende benzer bir etki yaratmadı. Kitap Emrah Serbes'in şahsî hikayeler, çürüme hikayeleri ve olağan hikayeler adını verdiği üç bölümden oluşuyor özellikle olağan hikayeler bölümünde fantastik, bilim kurgu türünde yer alan öyküler amiyane tabir ile olabildiğince yavan hatta çiğ duruyor. Aslında bu çiğlik kitabında tamamına sirayet etmiş vaziyette. Sanki özensiz alelacele kaleme alınmış gibi. Bu özensizlik öykülerin genelinde karşımıza çıkıyor.hal böyleyken
okurda gerek uslüp gerek kurgu olarak ruhsal bir tatmin yaratmıyor. Hülasa ben memnun kalamadım.