"Resulullah da bunaldı. Amcasını, hayat arkadaşını kaybetti ve destek görmek için gittiği Taif’ten de taşlanarak kovulduktan sonra bir üzüm ağacının altında 'Beni kime bıraktın Ya Rabbi’ diye yakarmıştı. Sende bunalacaksın çünkü burası Peygamberlerin gönlünün kırıldığı dünya”…
Düşünün ki ölümcül bir hastalığın kıyısındasınız hemde gencecikken ve yaşamaktan bıkmışken ama öleceğini bilmek nasılda yaşamı sevdirir insana. Yaşayamadıklarınız şeyler, tatmadığınız duygulara hasret gitmek istemezsiniz ve kendinizi bir anda hayatı sevdiğinizi anlarken bulursunuz. Tıpkı Adalet gibi.. Fakat hayat Adalet'e ikinci bir şans verir ve hastalıktan paçayı kurtarır.
Adalet bir şeyleri değiştirmek ister , buna kendini sorgulayıp ilk yanlışı nerde yaptığını bulmaya çalışarak başlar. İlk kemik nerde kırıldı? İlk günah neydi de hayatı böyle çukura yuvarlandı? Ve ilk günahının peşine gidip onu düzeltmek için bir yolculuğa çıkar ve Adalet'in hayatı o yolculukla çok başka bir yola girer.
Biz bu yolculuklar da Adalet'in hayatına, çocukluğuna konuk oluyoruz. Ve çocuklukta yaşananların insanın hayatının yönünü nasılda değiştireceğine tanık oluyoruz.
Fakat kitabın sonu beni kalbimden vurdu. Hiç hayal ettiğim gibi olmadığından kalbim bir miktar kırıldı.