Fama

Acının Türü Yoktur.
Acı, başlı başına kötü bir şeydir ve acı çeken varlığın ırkı, cinsiyeti ve türü ne olursa olsun önlenmeli veya en aza indirilmelidir. Acının ne kadar kötü olduğu, ne kadar şiddetli olduğuna ve ne kadar sürdüğüne bağlıdır; ama aynı şiddetteki ve uzunluktaki acılar, ister insanlar ister hayvanlar tarafından yaşansın, eşit derecede kötüdür.
Sayfa 56
Alıntı
Reklam
Günümüzde hissetme yetisine sahip varlıklar arasında en zayıf, en güçsüz ve en çok sömürülen varlıklar hangileridir? Hapsedilen, gıda üretimi ya da tıbbi araştırmalar için yetiştirilen ve sonra da öl­dürülen insan dışı hayvanlardır. Bu hayvanların ellerinde hiçbir güç bulunmaz; günümüzde hissetme yetisine sahip varlıklar arasında en acımasızca sömürülenler onlardır. Köleliğin herhangi bir biçimin­deki kadar gaddarca köleleştirilir, vücutları ve etleri için kullanılır­lar.
Sayfa 12
Alıntı
Puan vermedi·352 syf.·
2025 76. kitabı
Ahlak, kurallarla mı yaşar; yoksa kurallardan bağımsız, bireyin vicdanında mı başlar? Bauman’ın sorduğu temel soru tam da bu. Ve şöyle cevap veriyor: Gerçekten ahlaki olmak, hiçbir yasa emretmediğinde bile vicdanını dinlemektir. Bu yüzden, Kant’ın “ahlak evrensel yasalarla olur” fikrine karşı çıkıyor. Çünkü her hayat farklı; “iyi” ve “kötü” de her zaman birbirine karışır, sınırlar bulanıktır. Bu noktada Levinas’tan destek alıyor. Çünkü Levinas der ki: Birinin yüzüne baktığında, onun acısını fark ettiğinde, zaten bir sorumluluk hissi oluşur. Mesela sokakta yardıma muhtaç birini görürsün; kanun “yardım et” demez ama kalbin der. Ve o anda seçim yaparsın. İşte ahlak tam burada başlar. Bauman’ın derdi aslında çok basit ama derin: ahlak toplumun ürettiği bir şey değil, önce senin içindeki bireysel sorumluluktur. "İyi insan" olmak için başkasının onayını veya yasanın dayattığı kuralları beklemene gerek yok. Başkası için, Öteki için sorumluluk almak, ahlaki davranışın temelidir. Bauman aynı zamanda bugünün insanına bir ayna tutuyor. Modernlik bize düzen, sistem ve akıl vaat etti ama vicdanın özgürlüğünü değil. “Emirleri uygula” diyen bir dünya kurdu; eşitlik sözü verirken bile eşitsizlik üretti. Postmodernlik bu büyük vaatleri yıkınca özgürlük doğdu ama ortak ahlaki yön bulanıklaştı. Dünya artık daha parçalı ve güvensiz. Bazı insanlar küresel fırsatları kullanıp özgürce yaşıyor; bazıları ise bu fırsatlara erişemiyor ve hayatta kalmak için mücadele ediyor. İşte Bauman’ın ‘turistler’ ve ‘serseriler’ dediği insanlar bunlar. Bugün ilişkiler, bağlar, yakınlıklar bile daha akışkan ve belirsiz. İnsan hem bağlı hem yalnız. Bu da etik sorumluluğu daha karmaşık bir hâle getiriyor. Bauman hazır cevaplar sunmuyor ama en önemli cesareti veriyor: vicdanını dinle, sorumluluk al ve kendine
Felsefe
Postmodern EtikZygmunt Bauman · Ayrıntı Yayınları · 2016100 okunma
Kesinlik yok, düşünmek var.
Postmodernliğin en çarpıcı özelliği, gücünün ve güçsüzlüğünün kaynağı, kesinliklerden kuşku duyması ve hiçbir garanti vaat etmemesidir; tarih, olacağına varmadan önce, kehanetlerde ya da ayrıcalıklı yasalarda dondurmayı reddetmesidir.”
Sayfa 267
Felsefe
Modernliğin Karanlık Yüzü...
Modernlik eşitliğe tahammül edemez. Kartların yeniden dağıtılmasını talep ederler, oyunun değiştirilmesini değil. Oyunu değil, yalnızca hasımlarının ellerinin daha güçlü olmasını suçlarlar. Kâr tanımının gözden geçirilmesini ya da kâr mekanizmasının yıkılmasını talep edenlerle kıyaslandığında, kârların yeniden dağıtılmasını talep eden hareketlerin sayısı kat kat fazladır. Bu tür bir rekabetten, modernliğin otoritesi ve tüm akideleri güçlenmiş olarak çıkar
Sayfa 261
Felsefe