Postmodern Etik

Zygmunt Bauman
Tahmini Okuma Süresi:
9 sa. 58 dk.
Sayfa Sayısı:
352
Basım Tarihi:
Mart 2016
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
ISBN:
9789755391816
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·352 syf.·
2025 76. kitabı
Ahlak, kurallarla mı yaşar; yoksa kurallardan bağımsız, bireyin vicdanında mı başlar? Bauman’ın sorduğu temel soru tam da bu. Ve şöyle cevap veriyor: Gerçekten ahlaki olmak, hiçbir yasa emretmediğinde bile vicdanını dinlemektir. Bu yüzden, Kant’ın “ahlak evrensel yasalarla olur” fikrine karşı çıkıyor. Çünkü her hayat farklı; “iyi” ve “kötü” de her zaman birbirine karışır, sınırlar bulanıktır. Bu noktada Levinas’tan destek alıyor. Çünkü Levinas der ki: Birinin yüzüne baktığında, onun acısını fark ettiğinde, zaten bir sorumluluk hissi oluşur. Mesela sokakta yardıma muhtaç birini görürsün; kanun “yardım et” demez ama kalbin der. Ve o anda seçim yaparsın. İşte ahlak tam burada başlar. Bauman’ın derdi aslında çok basit ama derin: ahlak toplumun ürettiği bir şey değil, önce senin içindeki bireysel sorumluluktur. "İyi insan" olmak için başkasının onayını veya yasanın dayattığı kuralları beklemene gerek yok. Başkası için, Öteki için sorumluluk almak, ahlaki davranışın temelidir. Bauman aynı zamanda bugünün insanına bir ayna tutuyor. Modernlik bize düzen, sistem ve akıl vaat etti ama vicdanın özgürlüğünü değil. “Emirleri uygula” diyen bir dünya kurdu; eşitlik sözü verirken bile eşitsizlik üretti. Postmodernlik bu büyük vaatleri yıkınca özgürlük doğdu ama ortak ahlaki yön bulanıklaştı. Dünya artık daha parçalı ve güvensiz. Bazı insanlar küresel fırsatları kullanıp özgürce yaşıyor; bazıları ise bu fırsatlara erişemiyor ve hayatta kalmak için mücadele ediyor. İşte Bauman’ın ‘turistler’ ve ‘serseriler’ dediği insanlar bunlar. Bugün ilişkiler, bağlar, yakınlıklar bile daha akışkan ve belirsiz. İnsan hem bağlı hem yalnız. Bu da etik sorumluluğu daha karmaşık bir hâle getiriyor. Bauman hazır cevaplar sunmuyor ama en önemli cesareti veriyor: vicdanını dinle, sorumluluk al ve kendine
Felsefe
Postmodern EtikZygmunt Bauman · Ayrıntı Yayınları · 2016100 okunma
Etik
Puan vermedi
İnsan bir şey degildir : Ne iyi ne kötü, sorgulamayi yitirdiği / bulamadığı ölçütte iyi ve kötüdür. Otorite ahlaksızlaştırır. Daha doğrusu tüm dışsal uyaranlar bir nevi yan etkiye sahiptir ama edinimle öz’ün donanımı arrtırılabilirse daha az ahlaka ihtiyaci kalir. Yani demem o ki, gerçekte ahlak: Daha az ahlaka ihtiyaç duymaktır! Ahlaki, dini kılıflarla donatılmış dogmalarda değil, ben ile öteki arasında katedilebilen bir mesafede aramak gerekir çünkü varlığın özne olarak kurulabilmesi “sorumluluk” eşliğinde mümkündür. Bauman, etik anlayışın merkezine ötekini oturttuktan sonra, ötekine olan sorumluluğu insanlar arasındaki yakınlığa ve birlikteliğe, bir bakıma insanların toplumsallaşmasına bağlamıştır. ‘İnsan ahlaki olarak müphemdir. Bunu izleyen tüm toplumsal düzenlemeler rasyonel bir şekilde ifade edilen ve düşünülen kuralların ve ödev­lerin yanı sıra iktidara dayanan kurumlar da bir yandan bu müphemliği yapı malzemesi olarak kullanırken, diğer yandan onu müp­hem olma ilk günahından arındırmak için ellerinden geleni ya­parlar. Bu son çaba ya etkisiz kalır ya da zararsız hale getirmek is­tediği kötülüğü daha da artırır. ‘
Felsefe
Postmodern EtikZygmunt Bauman · Ayrıntı Yayınları · 2016100 okunma
Öncelikle epey yorucu bir kitap olduğunu söylemeliyim; kitabın ilk sayfasında, yazarın eserleri üzerinden kendisi hakkında, bir sorun ve bunun teşhisi etrafında dönüşünden, genellemeleri sevmesinden söz edilmiş; haklılar, şayet dizini saymazsak koskoca üç yüz iki sayfa boyunca bu teşhislerle, sorunla (Daha çok modernizm eleştirisi yapıyordu bana kalırsa, ah, bir de "ahlakın evrensel olmaması"ndan söz ediyordu...), genellemeler, alıntılar eşliğinde boğuşuyoruz yazarla birlikte. Tükendim okurken, yoruldum, bittim; sosyoloji okurlarına saygı duydum. Ve anladım ki etik, felsefe ve sosyolojinin iç içe geçerek sayfalarca benzer düşüncenin göz önüne sokulduğu bir çalışma kesinlikle bana göre değil. Ahlakın evrensel olmaması söylemini (iç çektim bu kısımda) geçersek eğer, bu kitabın da varlığını, içeriğini açıklayan şu kelimelerle baş başa kalırız: "'Postmodern etik,' diyordu Marc-Alain Ouaknin, 'bir okşama etiğidir'. Okşayan el, tipik olarak, hep açık kalır, hiçbir zaman bir pençe halinde sertleşmez, asla ele geçirmez; bastırmadan dokunur, okşanan bedenin şekline uyarak hareket eder..." Demem o ki, giriş yazısında Bauman'ın kendiliğinden belirttiği gibi, modernizmin kendi kendini eleştirel bir şekilde yıkarak yerini postmodernizme bırakması asıl konu; bunun eleştirisi, bunun haklı davası, vs. Özellikle iki yüzüncü sayfadan sonraki kısım dikkatimi çekti, diyebilirim. Oralarda, misal, iki yüz on beşinci sayfada, cadde kavramının bir incelemesini bulabilirsiniz; yeni modern dünya ya da müjdelenen "postmodern çağı" bu kavramın işaret etmesine dair. Bana kalırsa, postmodernizm, modernizmin bir başka yansıması ya, bana bakmayın siz, Bauman üç yüz iki sayfa boyunca bunu benim gibi uçuk bir basitlikle ya da yansıma olarak anlatmıyor. Bence önce bir sorgulayın, yani emin misiniz;
Felsefe
Postmodern EtikZygmunt Bauman · Ayrıntı Yayınları · 2016100 okunma
Postmodern Etik
8/10
Bu kitap bir posmodern etikin celemesidir.posmodern ahlak incelemesi değildir.bauman'ın persektifin de postmodern etik nihilist değildir.fakat modern kodlarla da uyuşmaz.
Duygu ve Düşünce
Postmodern EtikZygmunt Bauman · Ayrıntı Yayınları · 2016100 okunma
Puan vermedi·352 syf.·
2022 16. kitabı
Lisans bitirme tezim için havalı olur düşüncesiyle postmodernizm konusunu çalışma kararı aldığım günü sorgulama sebebim olan, beni fazlasıyla yoran, terleten; hiç bitmeyecek sandığım ancak ilerledikçe anlaşılan ve algı hızımı güçlendiren kitap.
Postmodern EtikZygmunt Bauman · Ayrıntı Yayınları · 2016100 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2025 19. kitabı
Çok kötü bir şekilde cevrilmiş. Daha iyi bir çevirisini alın .
1000k
Postmodern EtikZygmunt Bauman · Ayrıntı Yayınları · 2016100 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2025 282. kitabı
1925-2017 arasında yaşamış Yahudi kökenli Polonyalı sosyolog ve filozof Zygmunt Bauman tarafından yazılmış güzel bir eser. Daha çok Postmodern felsefenin sosyolojik uyarlanmasını ve kuramsal düzeyde değerlendirmeleriyle tanınan düşünür bu eserde de benzer bir yorumbilgisini ortaya koymuştur. Modern uygarlığı tartışarak çıkmazlarını ve insan olarak nasıl yola devam edebileceğimizi betimlemeye çalışmış. Tarihsel olarak baktığımızda “ilk günahı kimin işlediğini, insanın bir zamanlar doğayla barışık bir halde yaşadığı o güzel günlere kimin son verdiğini, bizi fırtınaların orta yerinde kimin çırılçıplak bıraktığını bulmak için daha çok tartışacağız. “ der. “Çünkü 'Tanrı(nın) öldü'ğünü bilmek, geleneğin zincirlerini parçalamak yetmedi, bu kez özgürlük ciğerlerimizi yakmaya başladı. Özgürlük kendinin, ayrıca ötekinin sorumluluğunu üstlenmek, belirsizliklerle, çözülmez çelişkilerle sarmaş dolaş yaşamak, yani, modern bireyler olmak demekti. Ama ağır geldi özgürlük. Taşıyamadık. O şenlikli devrim ve isyan uğrakları hariç yeni putlar icat ettik: 'akıl', 'sözleşme', 'yasa'... gibi. Önceden haritası çıkarılmış bir alanda 'özgürce' davranabilme, ahlaki eylemin çıkmaz sokaklarından muaf olabileceğimize inanmanın yarattığı konfor, bir süreliğine baştan çıkarıcı olabildi. Ama yalnızca bir süreliğine...” Bu satırları okuduğunuzda sizde de benzer duygular oluşuyorsa kitabı mutlaka okumalısınız. Ayrıca çoğumuzun karıştırdığı Ahlak ile Etik arasındaki farkı anlamak ve biri insani ilerlemelerin hatlarında yolda kullandığımız bir araç iken (ahlak) diğerinin bu hatların bir kesitinde bizi durup kalmaya zorlayan bir kavram olduğunu anlamak için okunabilir bir eser. Kendi bulduğumuz kavramlar ve onun hayattaki davranışsal yansımalarıyla kendimizi bağlamamız ne kadar mantıklı
Postmodern EtikZygmunt Bauman · Ayrıntı Yayınları · 2016100 okunma

Yazar Hakkında

Zygmunt BaumanYazar · 47 kitap
Zygmunt Bauman, 19 Ekim 1925'te Polonya Poznan'da doğdu. Yahudi kökenli Polonyalı sosyolog ve filozoftur. Postmodern felsefenin hem sosyoloji alanında uyarlanmasını hem de genel kuramsal düzeyde sağlıklı bir şekilde değerlendirmesini ortaya koyan yapıtlarıyla tanınmaktadır. Zygmunt Bauman, II. Dünya Savaşı patlak verene kadar, Polonya-Poznan'da yaşamını sürdürmüştür. Daha sonra Sovyetler Birliği'ne taşındı ve savaşın ardından Varşova Üniversitesi'nde doktorasını yaparak Doçentlik sınavını verdi.1954'ten itibaren aynı üniversitede Sosyoloji dersleri verdi. 1968 yılında Polonya Komünist Partisi'nden ayrıldı. Aynı yıl, politik nedenlerden dolayı sosyoloji prefesörlük unvanını kaybetti. İsaril'e göç etmek zorunda kaldı. 1971 yılında Bauman, Büyük Brintanya'nın çağrısı üzerine, Leeds Üniversitesi'nde yeniden sosyoloji kürsüsüne sahip oldu. 1990'lara kadar orada çalışmalarını sürdürdü. Zygmunt Bauman, 1980'li yıllardan itibaren, Modernizm ile Totaliterizm arasındaki bağlantılar üzerine hem kuramsal hem de sosyolojik incelemeleriyle öne çıktı. Özellikle Almanya'daki Nasyonalsosyalizm üzerinden Holocaust hakkındaki çözümlemeleri bu bağlamda önemli bir etki yaptı. Böylelikle, Modernizme içkin kavram ve kategorilerin Totaliterlikle doğrudan ya da dolaylı ilişkileri derinlikli olarak ve disiplinlerarası bir yöntemle ortaya konulmuş olundu. Bauman, aynı zamanda postmodernizm hakkındaki çalışmalarıyla da önemli bir yer tutmaktadır. Siyasal, etik ya da genel olarak kuramsal düzlemde postmodernizmin değerlendirilmesini yapmış ve açık anlaşılır fakat derinlikli de olan metinleriyle postmodernizmin ne olup olmadığını, ne tür olanaklar sağladığını göstermeye ve netleştirmeye çalışmıştır 1989 yılında Amalfi Ödülünü ve 1998 yılında Theodor Adorno Ödülünü almıştır. Ünlü sosyolog Zygmunt Bauman, 9 Ocak 2017 tarihinde, 91 yaşında İngiltere’nin Leeds kentinde hayatını kaybetti.