Her gün bir şekilde kendini öldürmeye yemin eder, defalarca dener ancak defalarca vazgeçerdi. Bu şehir denilen cehennemin en aşağılık yaratığı olarak yaşamaktan nefret etse de, kendini bir türlü öldüremez ve daima hayatta kalırdı. Her nedense varlığına bir türlü son veremiyordu. İntihar etmenin binbir yolunu düşündüğü anlardan geriye kalan bütün zamanında neden intihar edemediğini düşünürdü
Montaigne, kötü davranışlardan, istemediğiniz için kaçının, diyor: beceremediğiniz için değil. Beni ne güzel açıklıyor. Ben de diyorum ki: Sayın Montaigne ve sizin gibiler! Canınız cehenneme! Sizin haklı olmanız bana hiçbir şey kazandırmıyor. Köşemde kıvrılıp ölüyorum işte
İnsanoğlu böyledir işte. Çoğunluktan farklı düşünen, dünyayı farklı algılayan ya da çeşitli nedenlerle kendine yeni bir dünya kuran kişileri deli yaftasıyla ötekileştirir. Kendi dünyasında, kendi gerçeklerine göre yaşayanlar mıdır eksik olan, yoksa onların bakış açılarını sınırlarına ulaşamayanlar mı?
sanki asıl öldürmek istediğim şey o derinin altında ya da başparmağımın altında atan o ince mavi damarda değil, başka bir yerde, daha derinde, daha gizli ve ulaşması çok daha güç bir yerdeydi.