Celal barok bir öfkeyle kaleme alınmış bir yazısında ,"aklın derinlerindeki karanlık noktaların bizlerde değil daha çok , taklit etmeyi bir türlü öğrenemediğimiz , anlaşılmaz batı dunyası'nin tantanli roman ve film kahramanlarında görüldüğünü ." Yazmıştı
Yaklaşan korkunç felaketi unutmak için perdeleri çekili yarı karanlık bir odanın sessizliğinde bütün gücümüzle birbirimize sarılarak ölümü beklemenin geldi artık .
Canım , güzelim ,kederlim ,felaketler zamanı gelip çattı , gel bana , nerede olursan ol gel , ister sigara dumanıyla dolu bir yezıhanede , ister çamaşır kokan bir evin soğanlı mutfağında , ister dağınık mavi bir yatak odasında nerede olursan ol , vakit tamam gel bana ;
"Hafızanın bahçesi çoraklaşmaya başlayınca İnsan elde kalan son ağaçlarını ve güllerin üzerine şefkatle titrer . Kuruyup girmesinler diye , sabahtan akşama kadar onları sulayip okşuyorum ; hatırlıyorum , hatırlıyorum ki unutmayın !"