İrfan Bey : Bir cismin ecza-yı terbiyesi (en küçük parçaları) ne kadar sıkı, yani birbirine bitişik olursa…..
O hanım, yanındaki kadına : “Ezcacının terbiyesi” bunun ne demek olduğunu sorarsak şimdi lakırdı yine uzar.
Öteki kadın : Sorma, sorma… Güya anlıyormuşsun gibi dinle…Dırıltıdan benim başım tuttu. Okurken Şener Şen’in , Şaban’ın film replikleri geldi hep gözümün önüne. Samimi, sıcak ortam sizi cidden sarıyor diyaloglar güldürüyor bir yandan da cehalete üzülüyorsunuz İrfan Bey gibi.
Şu paragraf da hala çok tanıdık ve insanlık için güzel bir özet;
“ halis niyetine karışık boyalı yağlara para verdiğimizi, tartıda ve her şeyde yarı yarıya aldatıldığımızı öğrendim. Hilesiz ticaretin pek zor olacağını anladım. Çeşitli ırklar arasında değil aynı millet içinde hatta aynı aile fertleri içinde bile emellerde ne derece anlaşmazlığın, ne kadar küçük menfaat hesaplarının hüküm sürdüğü ortaya çıktı. Meğerse ademoğlu hileden ibaretmiş. “
Ve kitabın asıl konusu, Feriha’nın İrfan’a Halley Kuyruklu Yıldızıyla ilgili bilgi almak, kadın olmanın zorluklarını anlatmak ve düşünce arkadaşı bulmak ümidiyle, isimsiz yazmış olduğu mektupla başlayan İrfan’ın Feriha’ya görmeden duyduğu aşk ve bununla beraber ortaya çıkan mektuplaşma süreci sonunda, Feriha’nın İrfan’a oynadığı eğlenceli oyun... Sonunda birbirini her şekilde anlayan , seven iki güzel kalp ve izdivaç.. Çok beğendim çok…