“Nasıl ki Amerika’nın ormanlarında vahşi hayvanları uzak tutmak için meşalalere,çığlıklara ve zil seslerine başvuruluyorsa,insanlar da yalnızlığa dair düşünceleri uzaklaştırmak için çeşitli oyalayıcılara ve gürültülü teşebbüslerin yeniçeri marşlarına başvurmaktadır.”
Öyle sanıyorum ki insan zihni derinliklerdeki karanlığın için de sorunları incelemekte,geri çevirmekte ya da kabul etmekte kullandığı bazı tekniklere sahip.Bu tür etkinlikler bazen insanın sahip olduğunu bilmediği yönlerini ilgilendirir.Kimbilir kaç kere zihnimiz dertli be acılı,ıstırabınızın sebebini bilmeden yatağa girmiş, sabah uyandığımızda belki de karanlıktaki zihinsel faaliyetin ürünü olan yepyeni bir yöneliş, bir şatafat bıkmışızdır.Öyle sabahlar da vardır ki , kanımız coşkunlukla kaynar,karnımız,göğsümüz sevinçle germeler, kıpır kıpırdır,oysa düşüncemizde buna sebep ya da gerekçe olacak hiçbir şey yoktur.
İnsanlar, genellikle kendilerini dinleyecek ve anlamaya çalışacak bir otorite figürü ya da kurumu bulma umudunu yitirdiklerinde direnişe geçiyor ya da isyan ediyorlar.
Garip değil mi yaşamımızı nasıl kurduğumuz?Bir iplik parçası,bir çivi,bir mantar,bir kağıt,bir paçavra,biraz toz,birkaç hiç….Bir araya gelir bunlar,adı “bir yaşam” olur.