Zweig bu mükemmel kitabında kendi yaşamöyküsünü, zihinsel gelişimini anlatırken aslında tarihin en sancılı dönemlerinden birine şahitlik ettiği için zamana da tanıklık yapıyor. Avrupa’da yaşanan siyasi, sosyal ve ekonomik dönüşümleri, savaşları, değişen Dünya düzenini, 19. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak 20. yüzyılın ilk yarısına, ikinci dünya savaşına kadar detaylıca anlatıyor. Bu öyle bir anlatış ki, “tarihi tarihçilerden öğrenin” kalıbının yanına “tarihi edebiyatçılardan da öğrenin” cümlesini ekliyor sanki.
Avrupa’nın yaşadığı güvenlik çağı, zenginlik ve özgürlük döneminden sonra yaşanan Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında ki siyasi çalkantılar, ekonomik buhranlar ve Hitler iktiranın enikonu güçlenerek Avrupa siyasi ve sosyal yaşamını tehdit etmeye başlamasını çok önceden gören ve bu tehlikeye karşı bireysel tedbirler almaya çalışan Zweig, kaçınılmaz sonu görerek Avrupa’yı, vatanını, kitaplarını hüzünlü bir veda ile terk ediyor.
Kitapta Zweig’ın entelektüel çevresini, dünya görüşünü, iflah olmaz bir savaş karşıtı oluşunu da okuyacaksınız. Dönemin birçok yazarıyla olan dostluklarından da bahsediyor. Yaşadığı dönemin Avrupa sosyal ve ahlaki yaşantısına dair şaşırtıcı bilgiler var. Üslubu çok yumuşak, okuması çok akıcı bir şaheser gerçekten. Tavsiyedir.