“Siddhartha, benim gözümde, Kutsal Kitap’tan kat kat üstün bir ilaçtır..” Henry Miller’a bu sözleri söyleten bir kitap, bir arayış romanı.
Gerçeğe ulaşma, huzura kavuşma yolculuğu. Siddhartha’nın kendi Ben’ini bulma yolunda bir arayış. Ama aramakla bulamayacağını anlar. Aradığı kendi içindedir.
“Bir kimse arıyorsa, gözü aradığı şeyden başkasını görmez çokluk, bir türlü bulmayı beceremez, çünkü aklı fikri aradığı şeydedir hep, çünkü bir amacı vardır, çünkü bu amacın büyüsüne kapılmıştır. Aramak, bir amacı olmak demektir. Bulmaksa özgür olmak, dışa açık bulunmak, hiç bir amacı olmamak.” (Sayfa137)
Siddhartha insanın kendi Ben’i bulmanın kendi özünü bilmesi ve anlaması gerektiğine inanır. Kendi özünü bulmak, en nihayetinde bir insan olduğu için insana dair bütün zevkleri, hazları tatmak, bütün duyguları yaşamaktır. Bir günahı öğrenecekse önce onu yaşaması gerekir.
“Bilinmesi gereken şeyleri insanın kendisi tatması iyidir” (Sayfa 99)
“Yeniden yaşayabilmem için günah işlemem gerekiyordu.”(Sayfa 98)
Kitapta çoğunlukla Budizm felsefesi işlenir ama bunun yanında varoluş felsefesinden, bilgi felsefesinden tutun da zaman felsefesine hatta doğada gördüğü bir taşın bile felsefesini işler ve yorumlar. Aslında bunların hepsi Hermann Hesse’nin kendi felsefesidir.
Bir de “Irmak” metaforu kullanılmıştır. Burada ırmak aslında insanın kendi iç sesi kendi vicdanının sesidir. Bu ses bazen bir tanrı sesi bazen Bilge Buddha öğretisi, bazen ‘Çocuk İnsan’ diye tanımladığı insanın sesi olurken bazen de kendi özü, kendi içindeki iç hesaplaşmasının sesiydi.
“O zamana kadar bütün bu sesleri sık sık işitmişti, ırmağın çıkardığı bu pek çok sesi; ama sesler bugün bir başka türlü yankılanıyordu. Pek çok ses birbirinden ayırt edemiyordu artık, neşelileri gözü yaşlılardan, çocuksuları