Milletin büyüklüğüne, gücüne tarihî örneklerinde inanan ve kendisine güvenen insanlar toplumlarını yeni büyüklere taşıyabilirler. Dündar Taşer bu temeli kurmaya çalışıyordu. Erol Güngör'ün ifadesi ile, "Cami avlusunda bulunmuş bir çocuk olmadığımızı, şerefli bir aileye mensup bulunduğumuzu anlatmak istiyordu. Bir kargaşalıkta babasını kaybederek yetimhaneye konulan çocuk, dünya kadar bir mirasa dayandığını öğrenmeliydi."
"O kadar yorulmuşum ki Dede. Koş, koş, koş, ara, ara, ara..."
"Dünya bu oğul, yaşamak bu. Koşmak olmasa, aramak olmasa yaşamak neye yarar, dünyanın tadından ne anlarsın?"
"Huzur arıyorum artık, yoruldum..."
"Ha, öleyim artık demek istiyorsun. Huzur dediğin şey tenbellerde vardır, bir de ölülerde."