Zira " o kadar kusur kadı kızında da olur" demek iş değil, kadı kızını kusuruna "rağmen" sevmekse kolay iş, mesele "kusuru ile birlikte" sevebilmekte...
Güneş doğarken kuşlar, diğer kuşlara "ben de buradayım" demek ve yerini bildirmek için şakırlar. İstisnasız her gün yineledikleri bu şarkıya "şafak korosu" denir. İnsan bildiği onca kelimeye rağmen, bir diğerine "günaydın" demeye aciz.
"Ne oldu, neye gülüyorsun?" diye soruyorlar bana. İlla bir şey olması mı lazım diyorum, burdayız işte, mutluyuz şuan, gülümsüyorum. "An"a gülümsüyorum, yaşadığımız "an"a, burdaki birlikteliğimize gülüyorum.
Kalbin sadece kan pompalamaya yaradığına inananlar bize şunu söyleyecekler: "Bu kadar çok sevme, üzülürsün. Sevdiğini belli etme, kullanılırsın. Çok sevmek zayıflıktır, sen güçlü ol" diyecekler. Bu güçlü ama yalnız olanların, sevgisini kendine saklamış ve "tek başına" kalmışların doğrusu. İnanma. Genişlet kalbini. Herkese yer aç. Sev ve sevdiğini söyle. Birine seni seviyorum dediğinde, karşındakinin "ben de seni seviyorum" deme ihtimali çok yüksetir. Eğer sevdiğini söylemezsen, sevildiğini duyma ihtimalin de aynı oranda düşer. Ne ki, zayıf diyeceklermiş... Varsın öyle olsun, sen kalbinin hakkını ver.