Meryem

Meryem
En büyük sorunlarımızdan biri de bu değil mi? "Kimseye Güvenme!"... Güvenmeyelim ve sürekli tedirgin yaşayalım. İki değil, dört, altı, sekiz gözümüz olsun. Kesin arkamdan bir iş çeviriyor, kesin başka bir şeyler dönüyor diye düşünüp herkese şüphe ile bakalım ve uykularımızdan olalım. Zerre kadar huzurumuz kalmasın ama güvenmeyelim! Böyle mi koruyacağız kendimizi? Etrafımıza yalnızlıkla, kaygıyla, güvensizlikle ördüğümüz duvar mı koruyacak bizi? Daha makul bir önerim var. Güven... Sev... Ama temkinli ol. Kendi hesabıma şunu söyleyebilirim: Yaşayacağım en büyük hayal kırıklığını, korkarak yaşamaya tercihim ederim...
Sayfa 54·Kitabı okudu
İlişkiler
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.

Meryem

, bir kitap okudu
8/10
·381 syf.·
5 günde okudu
·
2017 12. kitabı
Vehbi Vakkasoğlu
8.7/10 · 623 okunma
O gece, yaşlı türbedar, bu etkileyici düşüncelerle yatağına uzanır. Sabah namazına doğru, rüyasında Güzeller Güzeli'ni görür. Tabiî çok sevinir, heyecanlanır ve Hindistanlı âlimin anlattıklarını hatırlar. Ancak o konuda bir şey sormayı edebe aykırı bulur, soramaz. Fakat Allah'ın Resulü, onu merakta bırakmaz ve buyurur ki: "Evet, hissedilen doğrudur. Ben şimdi Medine'mde değilim, Çanakkale'deyim... Çok zor durumda olan asker evlâtlarımı yalnız bırakmaya gönlüm razı olmadı. Şimdi onlara yardım ediyorum."
Tarih
Bouvet zırhlısını isabetli atışıyla vuran Cideli Mahmut Çavuş, iki ayağını kaybetmişti. Sargı yerinde tedavisi yapıldığı sırada Bouvet'nin batmakta olduğu haberini aldı. Hemen, "Beni top başına götürün!" diye haykırdı. Mahmut Çavuş'u sedye üzerinde top başına götürdüler. Düşman zırhlısının batışını seyretti. Sonra da görevini hakkıyla yapmanın huzuru içinde gözlerini bu âleme kapatıp ebedî âleme açtı.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Tarih
10/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2017 11. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2017 02:07
Nazan Bekiroğlu'nun kalemine hayranım... Daha önce Mücella adlı kitabını okumuştum beğenerek. Ama bu kitabı okuyunca neden daha önce okumamışım diye hayıflandım resmen. "Sen öyle çağırmasan ben böyle gelmezdim" kapağında bu yazıyı görünce içimi bir merak salmıştı ve ne zamandır okumayı düşündüğüm ama ertelediğim bir kitaptı. Şuan okumuş olmanın mutluluğu var üzerimde ve tekrar okumak isteği oluştu kitabı kapatır kapatmaz. :) Kitap 1900'lü yılların başında iki büyük savaşın savurup yeniden şekillendirdiği hayatları gözler önüne seriyor. Ama öyle bir karakter var ki, onu uzun süre unutabileceğimi sanmıyorum. Settarhan... Settarhan, ana karakter ve aynı zamanda yazarımızın dedesi, kitap gerçekle beraber kurgulanarak yazılmış. Ama bu kadar yazılabilirdi ancak... Trabzon, Bakü, Tebriz, Taht-ı Süleyman, Isfahan, Şiraz, Yezd, Batum, Tiflis, İstanbul... Bu şehirleri tek tek geziyorum kitabı okurken. Zerdüştler'in gelenekleri, inanışları, ölüleri gömmeyişleri ve daha pek çok değişik hal ve hareketlerine tanık oluyorum okurken. Kitabı kapatırken geçmişi, o anları yaşamış gibi hissedip bir tebbessüm edersiniz ya işte tam olarak onu yaşadım. Nazan Bekiroğlu'na hayran olmamak elde değil.
Edebiyat
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534,1bin okunma