Buket Uzuner'i severim aslında ama bu kitap bana hitap etmedi. Karakterlerle bağ kuramadım, özdeşleşemedim. Birileri bir şeyler yaşıyor da ben tepkisiz bir şekilde tanıklık etmişim gibi.
Kitabı okumaya başladığımda bu denli yoğun halk ağzı beklemiyordum. Bu durum kitaba samimiyet katmakla beraber okuma hızımı oldukça düşürdü. Karakterlerin hiç bilmedikleri, ait olmadıkları bir yerde yaşamaya, para kazanmaya çalışmaları ve İstanbul'un o dönemdeki konjonktürü çok etkileyici bir dille anlatılmış.
SPOILER/TAT KAÇIRAN
Halo Dayı'nın inadı yüzünden yerini yurdunu bırakıp babasının peşine takılmak zorunda kalan İdiris'e başta çok üzülmüştüm. Hamamda kendi kesesini alıp babasını terk etmesine de çok şaşırmıştım. Hele ki babasının öküz parasını çalmasını okuduğumda ağzım açık kalmış, bir süre okumaya devam edememiş; babasının alın terini, emeğini nasıl çalar diye kendime gelememiştim.
Halo Dayı'nın ya öküz parasını denkleştiremeyeceğini, ya da Tokatçı filmindeki gibi parasını çaldıracağını düşünmüştüm. Öküzleriyle köye dönmesini herkes gibi ben de beklemiyordum, sonu benim için beklenmedikti. Ama elbette ki Halo Dayı'nın başarısında bir pürüz olmalıydı. Yazar bunu Dingil Zako, Dik Yussuf ve Şişgo Bedo'nun zamansız ölümleriyle sağlamış.
Gerek Duyuşen Öğretmen, gerekse Kemal iz bıraktılar zihnimde. İdealleri uğruna harcadıkları çaba, o direnç, mücadele, emek... O kadar kıymetli ki... Kitap uzun süre aklımdan çıkmayacak.
Ne güzel bir baba, ne şanslı kızlar...
Emre Kongar, yurt dışında doktora yapan kızlarına mektuplar yazarak kızlarıyla fikirlerini paylaşıyor, hayata dair deneyimlerini aktararak onlara öğütler veriyor. Toplumdaki erkek egemen düşüncenin kadınlar üzerindeki baskısını ve kadınların hayatlarını kendi fikir ve özgür iradeleriyle yaşayamadıklarından bahsediyor. Kızlarını yetiştirmek için aldıkları pedagojik danışmalardan ve kızlarının bir birey olabilmeleri için küçük yaştan itibaren nasıl davrandıklarını paylaşıyor. Keşke her baba kızlarıyla bu denli ilgilenenebilse...
Son zamanlarda okuduğum en etkileyici kitaplardan biri... Kitabın sayfa sayısı gözünüzü korkutmasın; kitap o kadar akıcıydı ki bitmesine üzüldüm. Kesinlikle okunmalı.