"Bir gezici şövalye, şövalyeler içindeki en dürüst şövalyedir, Dunk," demişti ihtiyar, Dunk'a yıllar önce. "Öteki şövalyeler onlara sahip çıkan lordlarına ya da onlara toprak bahşedenlere hizmet ederler. Ancak biz sadece istediğimiz yerde, davasına inandığımız kişilere hizmet ederiz. Bütün şövalyeler güçsüzü ve masumu koruyacağına yemin eder ancak bu söze en çok biz sadık kalırız bence."
Dunk, gökyüzünü seyrederken yıldızlardan biri kaydı ve ardında parlak yeşil bir iz bırakarak gözden kayboldu.
Kayan yıldız onu görene şans getirir, diye düşündü Dunk. Ama diğer bütün şövalyeler kendi çadırlarının içindeler ve gökyüzü yerine çadırlarının ipek tavanlarına bakıyorlar. Ve yıldızın getirdiği şans tamamen bana ait.
Sait Faik durmadan "Hişt" sesi duyar. Nereden geldiğini anlamaz. Sonra "Nereden gelirse gelsin; dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, böcekten, çiçekten... Gelsin de nereden gelirse gelsin! ‘Hişt' sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları..." Sizin, benim bir "hişt" sesimiz hep olacak.
Bir yanda işsiz, yoksul, cahil insanlar; öte yanda ülkenin çar çur edilen kaynakları, iş yapmadan oturan sürüyle insan.
Bir yanda da ülkeme katkım olsun diye iyi niyetle koşturmuş, koşturan insancıklar.
"Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türk Milli Takımı Dünya Kupası finaline çıkarsa oyunculara bir milyon dolar prim verme kararı almış. Ülkenin böyle bir lüksü yok. O parayla yüzlerce gence iş kurdurur, ihracat yaptırırsınız" yazdım diye TOBB yöneticileri küstü bana. Bir daha TOBB eğitim almadı benden ve kurumumdan. Yine yazıyorum, tüm kapılar kapansa gider köylerde, okullarda şimdiki gibi ücretsiz eğitimler veririm; bu fakir ülkede her kuruşu girişimciliğe, iş kalitesine harcamak zorundayız.