Neden erkekler şarap, kadınlar ise su içiyorlardı? Bir cinsiyet bu kadar refah sahibiyen, diğeri neden bu kadar fakirdi? Fakirliğin, edebiyat üzerinde ne etkisi vardı? Sanat eserlerinin yaratılması için ne tür koşullar gerekliydi? Bin tane soru bir anda kendilerini ortaya atmışlardı. Ama insanın sorulara değil, cevaplara ihtiyacı vardı ve yanıtlar da sadece bilgi sahibi olan, önyargısız kişilere danışılarak elde edilebilirdi.
Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar, burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını savaşa yollayan analar, gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızda, huzur içindedirler ve huzur içinde uyuyacaklardır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.
Atatürk 1934
Bu kadar çok insan ölmesine rağmen ortada tek Türk görünmüyor. Hangi yöne ateş edeceğimizi bile bilmiyoruz. Her yerde, her tepede ve çalının arkasında bir Türk olabilir. Bize hiç beklemediğimiz zamanlarda ateş yağdırıyor, sanki bizimle alay ediyorlar. Ortada düşman yok; ama ölü çok. Bu Türkler Doğu'nun bütün gizemini kendilerinde mi topladılar? Hayalet mi bunlar yoksa? Gerçek şu ki, Gelibolu'nun dağları Türk doğuruyor! Ayrıca bu Türklerin işin ucunu bırakmaya hiç niyetli görünmeyen zorlu savaşçılar olduklarını düşünmeye başladık. Onlar şimdi bizde olmayan bir güce sahipler. Çünkü, Türkler memleketlerini savunuyorlar.
Hintlilerin arasında Müslümanların da olduğunu düşünmek tuhaf bir duygu veriyor bana. Ya da yakın zamana kadar Osmanlı İmparatorluğu'nun bir eyaleti olan Müslüman Mısırlıların, Türklerle savaşmaya giden bizlere kollarını açmaları Türkler için hazin olmalı... Bu tıpkı bir gün bizim İngiltere'yle harp etmek isteyen bir Müslüman orduya yardım etmemiz kadar mantıksız ve tedirgin edici bir duruma benziyor.