...İlk olarak,kendileri için her türlü özgürlüğü,lüksü,refahı talep eden ve elde eden üst sınıflara ko bu insanlara herşeye sabretmek gerektiğini söylüyorlardı.
İkinci olarak,sabretttikleri için halka isyan ediyordu.Aptalliklari yüzünden. Halkın kendi fakirliğine,kaba cehaletine,ayyasligina,iç ve dış kirliliğine boyun eğmesi yüzünden...
Hayat herhalde bir katakulli değildi ama neydi? Bu hayatın bir manası olmak icap ederdi. İnsan dünyaya sadece yemek içmek koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı.
"Bizi buraya asıl bağlayan bir alışkanlıktır... Biz burada maksatsız yaşamayı ve boş beyinle dolaşmayı tatlı bir meşgale haline getirmek yolunu keşfetmişiz...Hepimizi İstanbul'a bağlayan sadece bu...Burada insan, kafasını zerre kadar işletmeden,mütefekkir bir kimse olduğuna inanmak ve buna başkalarını da inandırmak imkânina malik...Bu şehrin ve buradaki muhitlerin dayanılmaz cazibesi işte bundan ibaret!..."