Sanırım beni yanıltan, kandıran yönü buydu. "H"ten önce hep birilerine birilerinin sevgisine ihtiyaç duydum, yalnızlıktan
korktum, kaçtım. Ama "H" le yalnızlık hiç ama hiç koymuyordu. Kimse beni üzemiyordu. Beni sevdiğini söyleyen, beni sever
görünen insanlar vücuduma ve psikolojime o kadar zarar verdiler ki, yüzümdeki façaların yanında iğne izleri o kadar masum kalıyordu ki, "H"i bırakıp tekrar o sevgi kaosuna dönemiyordum.
İntihardan bahseden hep ben olurdum. O da benimle dalga geçer, intihar edemeyecek kadar sinirlendirirdi. Bazen, şöyle de ölebilirsin böyle de diye fikirler vermeye başlıyor, bir şekilde Beni intihar fikrinden uzaklaştırıyordu.
Şimdi bir ceset kadar duygusuz yaşıyorsam, bir kadavra duyarlılığı içindeysem dünyaya karşı bunları ona borçluyum. Bazen kendi kendime; "Git, bir sevgili bul, gez, eğlen" falan diyorum ama insanlar gözümde öyle küçülmüşler ki kimseye karşı nefretten başka bir his duyamıyorum.
Üstelik bunların pek çoğu " son paket, son iğne" adını aldılar. Şu
anda daktilomun yamda duranın da adı son! Halbuki son sevgilinizi bilemeyeceğiniz gibi son iğnenizi de hiçbir zaman bilemiyorsunuz.