Çok çabuk aşık oluyorduk ama çok çabuk vazgeçemiyorduk. Aşk için her şeyi yaparı cinstendik biz; dürüstlüğümüz
insanları korkutuyordu. Bazen de bu kadar dürüst olunabileceğine inanmadıkları için dalga geçtiğimizi sanıp inanmıyorlardı bize. Zaten ciddiye alınmamak en büyük sorunumuzdu. Palyaço makyajı yapıyor, acayip şeyler giyiniyor, sabahlıklarla briç turnuvasına gidiyor ve niye ciddiye alınmadığımızı merak ediyorduk
Sanırım birazcık lezbiyenliğe eğilimimiz
olsaydı, İstanbul ' un görüp göreceği en utanmaz çift olurduk.
Ama ikimizin de en büyük hatası buydu: İkimiz de erkekleri seviyorduk . Sevdiğimiz zaman da çok daha tehlikeli bir hale geliyorduk
Ahıra girmeyen bir koçtum
Ot buldukça uçtum
Anayasada en büyük suçtum
Geceleri yaşamla ölüm oyunları oynamaya devam ediyorum
Kamnı damarlarımda hayalimdeki çağlayanlar gibi akmakta
Güzel kızların ağlayarak ilahiler okuduğu gec'ede
Yanmakta olan bir Hintli cesedi gibiyim
Seni unuttuğumuzu sanma fındık kabuğumuz ... Hiç unutmadık! Ama bugünlerde onca yaşam savaşı arasında biraz boşverdik galiba. Gerçi bizim savaşımız değildi bunlar. Biz her zaman ki gibi ölüm oyunlarına devam ediyoruz. Aşık oluyoruz, başkalarının manda yüreklerine sığdıramadıklarını biz saniyeler içinde o çılgınca atan kalplerimize sığdırıyoruz. Kırmızıya boyuyoruz dünyamızı. Minik, renkli silgiler dağıtıyoruz; ellerimizi uzatıyoruz, kimse tutmuyor, olsun diyoruz, birbirimizin elini tutuyoruz. Kıskanıyorlar, kızıyorlar yine duvarlar örmeye çalışıyorlar. Bu onların savaşı, biz kimseyle kavga etmiyoruz, gülmekten
edemiyoruz. Bırakıyoruz tekerlekleri, yuvarlansınlar, biz mutlu
olmaya devam ediyoruz.