Âşık oldukları halde okullarına, işlerine giden, sanki hiçbir şey değişmemiş gibi davranan insanlardan hep iğrenmişimdir. Midemi bulandırır vasat sevgililer. Tabiî aslında onları da anlamak gerek! Ait oldukları burjuva sınıfının bir gereği olarak kontrolsüz hareketin en büyük düşmanı olmaya mecbur bırakılmışlardır. Kontrolsüzlük, anormallik, farklılık, bütün bunlar korkutucu gelir burjuvaya.
Hatta Léon Bloy’un yazdığı gibi:
“Burjuva ilk gelen olmaktan utanç duyar! Bir davete ilk gelen olmak kadar çirkin bir şey yoktur.”
Otele giden yolda arabanın arka koltuğunda, bir ay sonra omzuma yerleşmiş olacak “+” işaretini düşündüm. Hayatımın pozitif yanı. Ölümün pozitif yanı!..
Vücudumdaki kaçıncı dikiş bunlar, diye düşünürken ağladığımı hissettim. Gözlerimden yaşlar boşanıyordu. Yağmur gibi. Acıdan, ölüme daha da yaklaştığımdan, siyah saçlı kadını bir daha asla göremeyeceğimden, her şeyden. Ağladım.