Mertozof

Üstadın ölümü doğduğunda başlamış ve dünyada görülmüş en uzun süren intihar olarak tarihe geçmiştir. Bugüne kadar yaşamış insanların arasında ölümü en acılı olanıdır. Çünkü yaşayarak ölmüştür. Yaşayarak intihar etmiştir. Yazarak. Hiç durmadan. Kitap yazması kendisi için fazla tehlikeli olmaya başladığında ise mektuplar yazmıştır. Binlerce sayfa! Sanki her biri farklı bir insanın kaleminden çıkmış binlerce mektup... Bazıları silahla, bazıları siyanürle, bazıları çatılarından atlayarak. Bazıları da yaşayarak! Ki sonuncusu en acı veren ve en yavaşıdır. İnsanın canı o kadar yanar ki birkaç yıl sonra hiçbir şey hissetmemeye başlar. Ama ufak bir hata, ufak bir çabuk ölüm arzusu bütün acıları yeniden başlatır. V e beyin kabuğunu nasırlaştırmak yine yıllar ister. Üstadın intiharı ve yeryüzündeki can çekişi altmış sekiz yıl sürmüştür. Ben de baharda doğdum onun gibi. Yüzünü işlettim vücuduma. Kayra dışında dinlediğim tek isim. Belki de dostsuzluğuma bir çare. Yaşasaydık aynı zamanda belki de acırdı bana, küçümserdi. Hatta bir yerde, kaygılanırdı benim ve hayatım için. Belki de burnunu kırardım hoşuma gitmeyen bir laf ettiği için. Kışkırtmayı en sevdiği spor haline getirdiği için düşerdim tuzağına. Sinirlenirdim belki de. Öldürürdüm onu kendi ellerimle...
Roman Edebiyat Yeraltı Edebiyatı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kaç yaşındaydım? Hatırlamıyorum. O büyük üstadın yazdığı dünyanın tek gerçek kitabını okuduğumda. On dört yaşlarımdaydım, yanılmıyorsam, onun hakkında bir eleştirmenin yazdıklarını hatırlıyorum. “Eğer gerçekten inansaydı yazdıklarına, çoktan intihar etmiş olurdu. Scatologie taraftarları için bile okunduktan sonra hazımsızlık yaratabilir bu kitap!” Hiçbir şey anlamamıştı. Ne yazardan. Ne de kitabından!
Roman Edebiyat Yeraltı Edebiyatı
Bu dünyadan gelip geçmiş en büyük edebiyat üstadının dediği gibi, “Ölüm tek ilham kaynağıdır.”
Mucize bizimle gelmemişti. O muazzam büyü bizi takip etmemişti. Hiçbir şey peşimizden gelmemişti. Mucize bizdik! İçimizdeydi. Her şey bizdeydi! Mucize, sihir, o eşsiz sevişme! Hep bizim zihnimizdeydi. Mucize gitmiyordu bir yere. Biz gidiyorduk. Mucize bizdik. Kinyas ile Kayra! Ellerinde her zaman sarı ışık noktalarının dans ettiği adamlar... İki bira daha istedik. “Soğuk olsun. Çok soğuk!”