Mertozof

On üç yaşımdayken aldığım bir defterin ilk sayfasına, işaret parmağımdan akan kanla “Sanat yaşarken ölmektir” diye yazmıştım... Ölmeye doğanlar sanatçıdır. Öleceklerini bile bile doğanlar! Kendileridir heykel, müzik, resim, sinema. Hiçbir şey yapmadan da sanatçı olunur. Hiçbir şey üretmeden. Sadece hayatı bir sanat haline getirerek de sanatçı olunur.
Roman Edebiyat Yeraltı Edebiyatı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hesabın da, dikişin de tutmadığı bir hayat bu, diye düşünürdüm. Bilmediğim o kadar çok şey vardı ki o zamanlar. Hepsine bokluk deyip geçiyordum. Çözemediğim, beş duyumla algılayamadığım bir şey. Bir bokluk var bu hayatta! Ve söylerken o kadar farkındaydım ki, o bokluğu hiçbir zaman çözemeyeceğimin. O kadar uzaktım ki ne olduğunu anlamaktan. Tanımlayamadığım ama hayatımı çökerten her şeydi bokluk. Bir bokluk var! Ama ne?.. İşte suikast işi de bu soruyu sordurtacak
“Bir bokluk var! Ama sadece bu işte mi? Asıl bokluk hayatta var. Bir bokluk var bu hayatta!”
Roman Edebiyat Yeraltı Edebiyatı
Varlığıma nedensizlikten delirdim ben. Hiçbir nedeni kendime yakıştıramadığımdan. Hepsini giydim. Hiçbiri olmadı. Hepsi dar geldi.
Roman Edebiyat Yeraltı Edebiyatı
Benim gibi.
Ne ölüm, ne de hayat! Hiçbiri kovalamıyor beni rüyalarımda. Hiçbirin eli bana değmiyor. Çünkü ellerim ceplerimde hiç olmadıkları kadar. Varlığıma nedensizlikten delirdim ben. Hiçbir nedeni kendime yakıştıramadığımdan. Hepsini giydim. Hiçbiri olmadı. Hepsi dar geldi. İnansaydım herhangi birine, uğruna gerekirse dünyayı kan gölüne çevirirdim. Okyanuslar kırmızı olurdu. Pıhtılaşmış kanlardan siyah dağlar yükselirdi. Ama inanamadım. Bir türlü inanamadım... Bütün hayat bir illüzyon. Benim gibi, Kayra gibi...
Roman Edebiyat Yeraltı Edebiyatı