Fromm'a göre (1947), feodalizm, kapitalizm, faşizm, sosyalizm ve komünizm gibi toplum modelleri, insanın özgür olma isteğiyle bağımlılığı yeğlemesinin yarattığı çelişkilerine çözüm getirebilme umuduyla geliştirilmiş başarısız girişimlerdir.
Bir çocuk nasıl fiziksel olarak annesinin karnına geri dönemezse, bireyleşme süreci de psikolojik yönden geri döndürülemez. Geri dönme girişimlerinin sonucu otoriteye boyun eğme olur.
İnsan kendi başına davranmanın imkân ve sorumluluklarından habersiz yaşadığı sürece dünyadan korkmayabilir. Ancak bireyleştiği zaman, dünyanın çeşitli tehlikeleriyle karşı karşıya ve tek başına kalır.
Özgürlükten Kaçış adlı yapıtında Fromm, tarih boyunca insanın giderek daha fazla özgürlük kazandığından, ancak bunun karşılığını yalnızlaşarak ödediğinden söz eder. Bundan ötürü, özgürlüğün insanın kaçmak istediği bir durum olduğunu anlatan Fromm, otoriter rejimlerin insanlara çekici gelmesinin nedenini de buna bağlar.
Otoriteden ve eleştiriden korkan çocuk sınıfta kendisini ortaya koymaktan kaçınır. Böyle bir durum çocuğun önemli oranda "davranış kaybına" uğramasına neden olur.