Sullivan insan davranışlarının iki temel amaca hizmet etmek üzere örgütlendiğinden söz eder: doyum ve güvenlik. Bu görüşe göre, tüm davranışlar ya ihtiyaçların yoğunluğunu azaltmaya ya da anksiyeteden kaçınmaya yöneliktir. Sullivan bu olguyu yaşamın en önemli ilkelerinden biri olarak kabul eder (1956).
Anksiyete anneden çocuğa empati yoluyla geçer. Sullivan'a göre, annenin bakışları, ses tonu ve genel havası bu geçişi gerçekleştirir. Anneden geçen anksiyete sonucu çocuk, parataksik düşünce bağlantıları kurarak yakın çevresine karşı da anksiyete duygusu geliştirir ve kendisinde anksiyete yaratan durumlardan uzak durmayı öğrenir.
Psikiyatrik analizin birimi insanlar arası etkileşimdir. Bu nedenle Sullivan terapisti, hastasının davranışlarını analiz eden, ama aynı zamanda onunla ilişki durumunda bulunan bir katılımcı-gözlemci olarak niteler.
Ev sahiplerinin arazilerinin çevresine çit çekmesi gibi, bizim de zihinsel, fiziksel, duygusal ve manevi sınırlar belirleyerek neyin sorumluluğumuz altında olduğunu ve neyin olmadığını belirlememiz gerekmektedir.