Nobelli Jon Fosse her zaman sevdiğim bir yazar olmuştur, özellikle de Sabahtan Akşama’yı pek severim. Bununla birlikte bu kez çok da alışık olmadığım ve beni şaşırtan bir tarzda yazdığı bir kitabıyla karşı karşıyayız. Beyazlık incecik, 58 sayfalık bir kitap ve arabası bir ormanın kenarında çamura saplanan bir adamın kar yağmaya başlayınca yardım bulmak için ormanın derinliklerine girmesini ve ormanda yaşadığı bazı esrarengiz olaylara verdiği enteresan tepkileri anlatıyor bize. Kitabı benim için diğer Fosse kitaplarından ayıran taraf tarzı ve üslubuydu sanırım. Kahramanımızın içsesini okuyoruz kitapta ve bunu okumak sanki tüm olay boyunca hiç durmadan kendi kendine konuşan bir adama aralıksız kulak misafiri olmak gibi. Arka arkaya, yoğun bir düşünce akışı, kendisiyle çatışma halinde olması ve gerçek ile hayal atasındaki gitgelleri ile oldukça enteresan bir metin okuyoruz. Sevdim mi sevmedim mi emin değilim ama okuduğuma memnunum kesinlikle. Bir de keşke sonundan %100 emin olabilseydim. Muallakta kalmak sanırım beni biraz rahatsız etti. Yine de güzel bir okumaydı.