Ne var ki, devletin ya da kilisenin onayı olmadan seks gizemini çözecek kadar özgür ve cesur davranırsa kadın, ‘iyi’ bir adamın karısı olmaya kesinlikle uygun olmadığı şeklinde ayıplanacaktır, ki bu adamın iyiliği de yalnızca boş bir beyin ile bolca paradan oluşmaktadır.
Kurtuluş, daha aydınlık ve daha berrak bir geleceğe doğru yapılan enerjik ilerleyişte yatıyor. Eski gelenekleri ve alışkanlıkları bağımsız bir şekilde geride bırakıp büyümemiz gerekiyor.
Herkesin hayatında bir ‘inci’si vardır mutlaka. Gereğinden fazla değer verdiği, anlam yüklediği, iyi ya da kötü ne getirirse getirsin onsuz yapamayacağını düşündüğü bir ‘inci’.
Hikayede, denizden gelen bir incinin bir aileyi nasıl değiştirdiğini okuyoruz. Bu iyiden kötüye ya da kötüden iyiye gitme hikayesi değil. Maddi olarak sürünen Kızılderili bir ailenin, ruhsal olarak çöküşünün ve kayıplarının hikayesi.
Evet, bu ailenin incisi gerçek bir inci. Fakat bu bir kişi, hayvan, başka bir nesne, herhangi bir tutku, duygu vs. de olabilirdi.
Neye, ne uğruna, ne kadar değer biçtiğinize ve sonuçlarını kaldırabilecek, doğru bir şekilde yorumlayabilecek kadar gözünüzü hırs bürümemiş olmasına dikkat etmenizi salık veren bir hikaye bence. Ayrıca muhteşem Tomris Uyar çevirisi ile.
Ölmeyi bile beceremeyenlerden olduğunuzu düşünüyorsanız tam size göre bir dükkan.
Her türlü ölüm yöntemi için akla gelebilecek her aleti satan bir dükkan. 3 çocuklu, keyifsiz ve ruhsuz bir ailenin işlettiği bu dükkan insanlara en azından ölümlerinde başarılı olmaları için bir şans veriyor. Üstelik işi geliştirmek için de türlü fikirler üretiliyor. Mesela dönüşü olmayan bir uçak yolculuğu için bilet almak gibi…
Ailenin en küçüğü Alan, karanlıklar içinde minik bir ışık gibi. Yaşama sevincini, iyimserliğini ailesine ve müşterilere yansıtıyor. İyi bir satıcı fakat sattığı şey ölüm fikri değil de umut. Ailenin tepki gösterdiği ufaklığın zihinlere sızmasını okumak oldukça keyifli.
Müşterilere “Yine bekleriz.” demek yerine “Elveda.” diyen bir işletme. Çok hoş bir kara mizah örneği.