Kendi kişisel menkibesini gerçekleştirmek insanların biricik gerçek yükümlülüğüdür.
Simyacıyı okuyan herkesin yüreğine nakşolan sözcükler. Kitap baştan sona seni yüreklendiriyor. Herkesin bir hazinesi vardır hayatta, bir hayali. Işte o an cesaretini toplar ve yoluna devam edersen burnunun ucundaki hazineye kavuşursun, daha önce değil.
Başta küçük bir dünyası küçük hayalleri olan bir çobanın gördüğü bir rüyanın peşine düşmesiyle başlayan serüveni ile bizlere klavuzluk etmekte.
Bir çok bahaneyle vazgeçtiğimiz hayallerimiz sonunda pişman olacağımız bir hayatla son buldu hep, içimizde bir yerde uhde kaldı sonra unutulup kayboldu. Işte simyacı bize gereken cesaret örneğini gösteriyor. Varını yoğunu bir rüya uğruna satıp okyanus aşıyor. Sonra herşeyini kaybedip yıkılıyor derken bir başka kapı açılıyor önüne yıllarca beklemesi gerekiyor derken tam rahata erecek çöllere düşüyor hazinesini bulmaya. Aslında kendi kişisel menkibesini gerçekleştirmeye, önünde yine zorluklar yine kafasını çelen olaylar. Ama yıllarca emek vermesine, yorulmasına, düşmesine, önüne farklı imkanlar çıkmasına rağmen yolundan vazgeçmiyor. Bu sayede tüm evren onun gözü kulağı oluyor. Herşey daha bir anlamlı daha bir güzel geliyor. Kitabın sonundaki o konuşma... Hazinesini, gerçek hazinesini buluyor, kendini buluyor. Içinde çokça öğüt barındıran bu kitap hayatımızın her döneminde her okuduğumuzda farklı bir bakış katacak hayatımıza, her düştüğümüzde bizi kaldıracak. Ve gerçekten arzu ettiğimiz şeyin gerçekleşmesi için tüm evren işbirliği yapar.