Merve Gül

Merve Gül
@Mervee_Gul
Dış Etken mi Mizaç mı?
Puan vermedi·136 syf.··
2026 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 16:21
Spoiler içerir. Kitap, yaşlı adam ve genç adamın diyalog şeklindeki sohbetlerinden oluşuyor. Yaşlı adam yaşı gereği edindiği deneyim ve bilgilerden kaynaklanan çıkarımlarını genç adama dolayısıyla bizlere aktarıyor. Kitapta birkaç tane ana düşünce hakim. Öncelikle insanların tüm davranışlarını dış etkenlerin şekillendirdiğini okuyoruz. Hatta bu düşünceye göre bizi biz yapan tamamen dış etkenler. Kitabın başında yer alan bu düşünceyi okurken, mizacın hiç mi etkisi yok, diye düşünmekten kendimi alamadım. İnsanı olduğu kişi yapan şeyin doğuştan gelen özellikler mi yoksa dış etkenler mi olduğunu sorgulayıp durmuşuzdur hep. Bununla ilgili bilimsel araştırmalar olduğu aşikar. Acaba en gerçekçi sonuç ne olmuştur? Ben daima her ikisinin de etkisi olduğuna inanmışımdır. Tabii ki çevresel faktörler hep biraz daha üstün olmuştur. Doğuştan gelen özelliklerin ise geçmiş nesillerden genlerimize kodlanan özellikler olduğunu düşünmekteyim. Kitaba göre ise bu görevi yalnızca dış etkenler üstlenmektedir. Yazarın görüşü de buymuş demek, diye düşünürken kitabın son kısımlarında mizacın davranışlarımızı ve kişiliğimizi şekillendirmesinden bahsedilmiş. Peki ya yazarın görüşü ne şimdi tam olarak? Bu noktada bir ikilem yaşadım diyebilirim. Önce her şey dış etkenken nasıl olur da sonda mizaçtan dem vurulur? Bir diğer ana düşünce insanın ne yaparsa yapsın temel amacının içindeki vicdan efendisini memnun etmek olduğu. Örneğin kendimize ihtiyacımız olmadığı halde yeni kıyafetler alırken de yoksul bir insana yardım ederken de asıl amacımız bu içsel efendiyi memnun etmektir. Herkesin vicdanı farklı şekilde tatmin olur tabii ki. Çünkü kitaba göre dış etkenler hepimizi bambaşka bireyler haline getirmiştir. Kendisine yeni kıyafet alan kişi onları giydikçe mutlu olur çünkü o, bu donanıma sahiptir ve
İnsan Nedir?Mark Twain · Dedalus Kitap · 202318,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yaşamak Böyledir
Puan vermedi·210 syf.··
2026 4. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2026 20:10
Kitap, Fugui'nin köylerine gelen bir yabancıya anlattığı hayat hikayesinden oluşuyor. Çok yalın bir dille yazılan bu kitapta etkileyici bir dil kullanılmadığını ifade etmek isterim. Ancak bu tabi ki Çincenin Türkçeye çevrilmesinden de kaynaklanmış olabilir. Anlatılan olay örgüsü ise nispeten etkileyici noktaları barındırıyor. Kitabın adının neden 'Yaşamak' olduğunu anlamak hiç zor olmadı. Çünkü bir insanın koskoca bir yaşantısı anlatılıyor. Yaşamak aslında tam da bu anlatılanlara paralel olaylar örgüsü; içerisinde mutluluğu, sevinci, hüznü, kazançları, kayıpları ve daha nicelerini barındırır. Bütün insanlar bunları yaşar ama hangisini ne zaman yaşayacağı belirsizdir tabii. Ya da hangisini az hangisini çok yaşayacağı da öyledir. Kahramanımız Fugui'nin genel olarak yoksul bir hayatı oluyor. Tabii bu gençlik zamanlarında yapılan hatadan kaynaklanıyor. Ancak bu hataları yapmayıp zengin olarak yaşamına devam etse ilerde başına ölümün dahi gelebileceğini fark ediyor. Hayat ve yaşam biraz da budur işte; tercihlerin beraberinde getirdiği sonuçlar silsilesi .Kahramanımızın hayatı da yaptığı tercihler sonucu fakir bir hayata evriliyor. İnsanın her şartta yaşamayı bilmesi gibi kahramanımız da bu şartlarda yaşamına devam ediyor. Kitapta dikkat çekici noktalardan biri ise ailenin öneminin üzerinde ısrarla durulmasıydı. Bireyselliğin çok fazla dayatıldığı günümüzde benim de hissettiğim ve fark ettiğim bir konu bu: aile önemli bir mefhumdur. Zira insan bazen güçsüz, yorgun hissedebilir, işte orada yardıma koşacak öncelikli olarak ailedir. Özellikle kitapta eşlerin birbirlerine karşı tutum ve davranışları da etkileyici bir biçimde işlenmekte. Bana ilginç gelen bir noktaya da değinerek sonlandırmak istiyorum yazımı. Kitapta ölümlerin bir çırpıda söylenivermesi alışılagelmişin
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,1bin okunma
kurban kim?
Puan vermedi·152 syf.··
2026 3. kitabı
Kitapçıdan rastgele seçtiğim kitaplar serimizden bir diğeri... Kitabın isminden ve arkasından okuduğum kadarıyla konusundan etkilendiğim için okumak istedim ve iyi ki okudum. Fransız iki yazar tarafından kaleme alınmış bir kitap. İki yazar tarafından yazılan bir kitabı ilk defa okuyorum. Bazı noktalarda kalem farkını hissetmediğimi söylesem yalan söylemiş olurum. Açıkçası bu fark beni yalnızca bir iki noktada rahatsız etti. Onun dışında kitabın akışından bir şey eksilttiğini söyleyemem. Kitap; satış temsilcisi Fernand ve doktor sevgilisinin hayat sigortasından para alabilmek için adamın eşini öldürüp kaza-intihar süsü vermeye çalışmalarını konu alıyor. Belli bir noktaya kadar kurbanın adamın eşi olduğuna inanıyoruz ancak şaşırtıcı bir son bizi bekliyor. Bu noktada kadın zekasına hayran kalmamak da elde olmuyor. Fernand'ın eşini öldürmüş olmasının vicdan azabını okur da derinden hissediyor. Sonrasında adamın, cesedi bıraktıkları derede bulamayışı onu allak bullak ediyor. Kitabın büyük bir kısmında aslında Fernand'ın bu iç hırpalanışını hissederek yol alıyorsunuz. Bu sersemlik ve allak bullak olma durumu öyle bir hal alıyor ki Fernand ölü eşinden mektup almaya başlıyor ve hatta kadını görenlerin olduğunu dahi öğreniyor. Bir insanın tüm bunları yaşayıp kafayı yemediğini düşünmesi mümkün mü? Zavallı Fernand sana üzülmemek elde değil. Ancak en nihayetinde sen de katilsin. Fernand'ın iç bunalımlarının müsaade ettiği ölçüde sürükleyici bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Çok sevdim.
ŞeytaniPierre Boileau · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024546 okunma
Bu Kentteki Durağanlık Hepimizi Bayabilir
Puan vermedi·96 syf.··
2026 2. kitabı
Spiler içerir... Son zamanlarda kitapçıda rastgele seçtiğim ve daha önce duymadığım bir kitabı okuma isteği buluyorum kendimde. Beğenirsem ne ala, güzel bir kitap keşfetmenin mutluluğunu yaşıyorum, ama ya beğenmezsem, oku okuyabilirsen. Bu kitap onlardan biri işte. İnce bir kitap hemen okurum biter diye düşündüm ama öyle kolay olmadı. Kitabın havasının insanı sardığına inanırım. Bu kitapta da konu olarak ağır bir monotonluk ve durağanlık işlendiği için havasının da beni sarmasının etkisiyle kitabı biraz yavaş okudum. İçeriğe gelecek olursak, masalsı bir hava hakim. Bir kent düşünün her şey sıradan, durağan; gelişen değişen hiçbir şey yok. Kaos, kavga yok; sakinlik ve uyum var. Öyle ki şehrin yöneticileri bu kent için karar dahi almıyor çünkü karar almayı gerektirecek bir olay yaşanmıyor. Günlerden bir gün doktor Ox ve yardımcısı gelerek şehri aydınlatmak adına bir proje başlatacaklarını söylüyor. Ancak şehrin her bir yanına kurulan aydınlatma sisteminden tüm şehre bol miktarda oksijen veriliyor. Doktor Ox'un asıl amacı bu oksijen miktarının insanlar üzerindeki etkilerini gözlemlemek. Gerçekten de bundan sonra işler tamamen tersine dönüyor. Bu hayali kentin sakin insanları kavgacı, gürültücü, işleri güçleri tartışmak olan bireyler haline geliyor. Kitabın sonunda ise Doktor Ox'un fabrikası bir kaza sonucu patlıyor ve doktorun deneyi burada son buluyor, insanlar ise eski hallerine geri dönüyor. Kısaca olayları bu şekilde özetleyebiliriz. Kitabın son sayfasında da belirtildiği üzere insana dair bütün nitelik ve özellikler bir oksijen sorununa bağlı olabilir mi? Demem o ki farklı koşullar şartlar elbette ki insanı değiştirir, bambaşka biri haline getirebilir. Bu hayali kentin insanı da normal olarak soluduğumuz oksijenden biraz fazlasını soluduğunda olduklarının tam
Doktor Ox'un DeneyiJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 202123,7bin okunma
Öldürmeyen acı güçlendirir
Puan vermedi·158 syf.··
2026 1. kitabı
·
247 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2026 16:26
Kitabı okumaya başladığımda gerçek olaylardan derlenmiş bir anı kitabı okuduğum hissiyatına kapıldım. Oysa tıp mezunu olan yazarın ustaca kurgulanmış öykülerini okumaktaymışım. Kitapta bu kadar fazla tıbbi terim bulunmasından dolayı gerçekten kitabın tıp bilgisine sahip biri tarafından kaleme alındığını anlamak güç değil. Yazar tıp bilgisini ve üstün kurgu ve yazarlık yeteneğini ustaca harmanlayarak güzel bir netice ortaya çıkarmış. Bir alanda hakim olduğun bilgini yazarlık yeteneğinle birleştirerek ortaya gerçekçi konulara sahip romanlar, öyküler ve senaryolar çıkarma fikri hep hoşuma gitmiştir. Dr. Bomgard mezun olduktan sonra ücra bir kasabada mesleğini icra etmeye başlar. Tabii hiçbir deneyimi ve tecrübesinin olmaması onu birçok zorlukla karşı karşıya getirir. Kendine inanarak birçok vakanın üstesinden gelir. Ancak ayı zamanda doktorun kayıpları da olmaktadır. Bu şekilde, kitaplarda asla bulamayacağı birçok bilgi ve deneyim edinir. Aslında zorunlu katlandığı zorluk ve acılar onu büyütmüştür. Bu da hayatın ta kendisidir. Kitapta dikkat çekici olan bir diğer nokta ise aslında insanın fiziksel yorgunluğa psikolojik yorgunluktan daha kolay katlanabilmesidir. Belki Dr. Bomgard gece yarılarına kadar yine hasta tedavi etseydi; cehaletle, yalnızlıkla ve ıssızlıkla olan mücadelesi kadar yormayacaktı onu. Kitapta en etkileyici öykü hiç şüphesiz 'Morfin'di. Burada genç bir meslektaşın Bomgardınkine benzer bir psikolojik savaştan Bomgard kadar ustaca çıkamadığını ve hayattan yavaş yavaş kayıp gittiğini okuyoruz. Direnirsen güçlenirsin, direnmezsen kaybedersin...
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332bin okunma