“Devlet kurumunun eski zamanlarda bir anlam taşıyan, ama günümüzde gücünü kaybetmiş bulunan harap temelleri, ulusların idaresinin eski biçimleri işlevsizleşirler. O bilge atasözü kendini duyurur: “ Yeni zamanda yeni şarkılar gerek.” İnsan nesilleri değişir. Yenilenir. Kendileriyle birlikte yeni kavrayışlar, yeni özlemler, yeni talepler getirirler. Artık bu yeni nesillere, zemini çoktan ortadan kalkmış idare biçimleri zorla dayatılamaz, devlet idaresinin yeni kuşakların hayatını esas alan bilge, adil ve sağlam bir temel inşa etmek zorunludur.”
“Beni rahat bırak” dedi Mildred. “ Ben bir şey yapmadım.”
“Seni rahat mı bırakayım! Bu çok güzel, ama kendimi nasıl rahat bırakabilirim peki? Rahat bırakılmamıza gerek yok. Aslında arada sırada rahatsız edilmemiz gerek. En son ne zaman gerçekten rahatsız oldun? Önemli bir konuda, gerçek bir konuda?
Her görüştüğünle müthiş bir yarış, bir mücadele, bir düşmanlık… Hiçbir el sıkamazsın ki mümkün olsa seni bir çukura itmeyeceğine emin olasın. Hiçbir ses işitmezsin ki senin yokluğunda en hain, en haksız bir alayda, bir ayıplamada bulunmayacağına emin olasın. İkiyüzlülük, alay, kendini beğenme, bencillik…
Çünkü asıl kabahatin köşkte olmadığını hissediyordu; kabahat, şu sebebini düşününce kalbini sızlatan can sıkıntısında, ne kadar aşk ve bağlılıkla geçerse geçsin beş senelik hayatın yıprattığı kalplerde, bu kalplerin, insan kalbinin eskimeye olan meylindeydi.