Yaşar Kemal'e göre Zülfü Livaneli'nin büyük bir romancı olarak kendisini kabul ettirdiği romanıdır. Gerçekten de okurken bir dünya klasiği okuyormuş gibi hissettim. Yaşar Kemal'in de referansı ile son derece beğendiğim bir kitap oldu kendileri.
Son Ada, konu olarak bir ütopyanın distopyaya dönüşme hikayesini anlatıyor. Yazarın kitaptaki tabiri ile Son Ada, son sığınak, son insani köşedir ve sakinlerinin tek istediği bu dinginliğin bozulmamasıdır. Fakat bir gün adalarına "başkan" isminde eski bir albayın gelmesiyle işler hiç de istedikleri gibi gitmemeye başlar. Bu "başkan" önce adanın huzurunu ve sessizliğini bozar ve daha sonra yönetimi ele geçirerek ada sakinlerine diktatör bir şekilde hükmetmeye başlar. Konuya ilişkin bu kadar bilgi vermek yeterli diye düşünüyorum.
Bu kısımdan sonraki anlatacaklarım ise bir kısım "spoiler" özelliği gösterebilir. Bu sebeple dikkatli okunmalıdır.
Zülfü Livaneli kitap boyunca ada sakinlerinin başkana karşı direnç gösterememesini eleştiriyor. Ada sakinleri birçok yerde haksız olduklarını bildikleri başkana karşı gelip baş kaldıramıyorlar. Protesto dahi etmiyorlar. Yavaş yavaş da başkanın diktatörlüğü perçinlenmiş oluyor, halkın bu kabullenişi karşısında. Kitabın 52. sayfasında yer alan şu alıntı aslında bu bahsettiğim konuyu özetliyor:
"Şimdi geriye dönüp baktığım zaman, bu tavrımızın aşırı bir tembellikten, uyuşmuşluktan kaynaklandığını açıkça görebiliyorum. Hiçbir şeyi protesto etmiyorduk, karşı çıkmıyorduk. "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!" diyor ama yılanın bize de dokunacağını hesap edemiyorduk."
Bir haksızlığa karşı çıkmak veya zulme karşı gelmek için illa yılanın bize dokunması gerekmiyor. Montesquieu'nun dediği gibi " Bir tek kişiye yapılan bir haksızlık, bütün topluma yönelmiş bir tehdittir."
Kitapta bazı karakterler