Merve deniz

İncecik dudakları, döküm makinesi gibi çalışarak kalıptan çıkmışçasına iyi kesilip biçilmiş laflar döküyor; kimi zaman şefkatle okşar gibi açılıp kapanarak kadife dokunuşlarıyla yumuşacık şekil verdikleri bölük pörçük seslerle hayatın kor gibi parlayan görkemini, büyüleyici güzelliklerini anlatan, yaşamın anlaşılmazlığını ve esrarını yankılayan zarif cümleler kuruyor; ardından borazana dönüşerek, bangır bangır evrensel mücadelenin kargaşasını ve dağdağasını bağırıyor, sonra gümüş kadar berrak bir sesle akan ve yıldızlı gök kubbe gibi ışıldayan sözlerle bilimin nihai sözünü özetleyip daha da ötesini söylüyordu: Şairin kelamını; idraki ve tarifi zor ve ancak kelimelere dökülmeksizin anlatılabilecek olduğu halde sıradan kelimelerin incelikli ve güçlükle kavranır çağrışımlarında ifadesini bulanı, aşkın hakikatı. İnsanın ampirik bilgi ve görgüsünün en ileri karakolundan çok daha ötesini, anlatmaya hiçbir lisanın yetmeyeceği uzakları kimbilir hangi mucizevi vizyonla görebiliyor; bilinen kelimelere bilinmedik anlamlar ve değerler yükleyen yine kimbilir hangi altın dil kerametiyle, sıradan canlara asla iletilemeyecek mesajları onun zihnine aktarabiliyordu.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·517 syf.··
2025 6. kitabı
“İyi Etmek": Martin Eden Usulü Kişisel Gelişim :) -Kitapta benim en çok dikkatimi çeken ve gülümseten ifadelerden biri “iyi etmek” oldu. Martin’in diline pelesenk olan bu söz, aslında onun hayat yolculuğunun kısa bir özeti gibi. Romanın başlarında, henüz entelektüel birikimi olmayan bir denizciyken, Martin, Ruth’un dünyasına girebilmek için kendini dönüştürmeye, geliştirmeye ve yükselmeye çalışıyor yani kendi deyimiyle, “iyi etmeye”. Martin bir yerde şöyle diyor: “Ben iyi etmek istiyorum… Kendimi, her şeyi. Daha iyi olmak, daha yükseğe çıkmak.” Bu cümle, onun yalnızca ekonomik ya da sosyal değil, aynı zamanda ruhsal bir yükseliş arayışında olduğunu da gösteriyor. Ancak ne kadar “iyi etse” de, sonunda içini kemiren o soru hep aynı kalıyor: “Peki, gerçekten iyi ettim mi?” -Martin için şöhret bir araç, güzellik ise bir amaçtı. Dünyanın gözünde büyük bir adam olmak, kendi deyimiyle “her şeyi iyi etmek” istiyordu ki sevdiği kadın olan Ruth ona değer versin, onunla gurur duysun. Ancak Martin’in kişisel gelişim ve entelektüel yükseliş arzusu, toplumun ona biçtiği kalıplarla sürekli çatışıyor. Ruth’un ailesi ise sanki bizim büyüklerden biriymiş gibi. Memur olsun, sigortalı iş bulsun, şu yazı çizi işlerini de bıraksın. Onlar için ideal damat; düzenli maaşı olan, memuriyete girmiş, mümkünse babasının yanında işe alınmış biri. Martin hayal kurmak istiyor; onlar tapu ve maaş. İşte bu, romanda benim gördüğüm temel çatışma noktalarından biri: Bireyin içsel tutkuları ile toplumun dayattığı güvenli yollar arasındaki sıkışmışlık. Ruth ve ailesi onun yazarak bir hayat kurabileceğine değil, ancak düzenli bir işe girerse adam olabileceğine inanıyor. -Roman boyunca en çok etkilendiğim sahnelerden biri, sevgililerin bir araya gelip birbirlerine şiirler okuduğu anlar oldu. O sahneleri
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma

Merve deniz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·517 syf.··
2025 6. kitabı
Jack London
8.9/10 · 135,3bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2025 5. kitabı
El kızı değerlendirmem: -Orhan Kemal burada sadece dramatik bir hikâye anlatmıyor; karakterler üzerinden yerleşik düzenin çarpıklığını da ortaya seriyor. -Aslında El Kızı bize mesleği olmayan bir kadının nasıl bir bağımlılıkla, boyun eğmeyle, mecburiyetle yaşamak zorunda bırakıldığını çok net gösteriyor. Bu eksiklik, Nazan’ın en büyük kırılganlığıydı. -Hayatın kuralı acı: Neriman gibi olamazsan, Nazan gibi ezilirsin. İyilik yetmiyor bu düzende, biraz entrikan, biraz masken olacak. Çünkü bazı yerlerde sessiz kalan, en çok canı yanan oluyor. -Hacer’in iftiralarının etkisiyle Mazhar’ın Nazan’a karşı tutumu değişiyor, bu da aile içi gerilimleri artırıyor. Kitapta bu olaylar, aile içindeki manipülasyonun ve yanlış anlaşılmaların ilişkileri nasıl zedeleyebileceğini gösterirken, Mazhar’ın annesinin etkisiyle Nazan’a olan ilgisinin azalması, aşk ve sadakat kavramlarını sorgulatıyor. -Nazanın oğlunun ismine leke gelmemesi için gösterdiği özen bana asilce bir davranış gibi geldi. Annelik hakkı elinden alınmış gibi olmasına rağmen oğlunun lekesiz bir isimle büyümesini, toplumda sağlam bir yer edinmesini istiyor. Bu durum Nazan’ı bir kurban değil, bir kahraman yapıyor aslında. Güçsüz görünen ama içten içe güçlü bir kadın portresi çiziliyor. Oğlunu rezil edip duran Hacerin aksine… -Kitapta üçten dokuza boşama hülle gibi kavramlar da geçiyordu. Hülle dedikleri şey, bir kadını bir başkasına teslim edip sonra tekrar almakmış. Sevgi yok, saygı yok.Kadının rızası sorulmaz, duygusu hiç önemli değil.Nazan’ın yaşadıkları, sadece bir kadının dramı değil; insanlığın yüzüne çarpılan koca bir utançtı. -Nazana çok acıdığım yerlerden biri kalpazanın onu yerleştirdiği pansiyonu bile tertemiz yapmıştı. Onu hayatın en köşesine ittiler. Ama o, o köşeyi bile çiçek gibi yaptı. -Hacer Hanım
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,4bin okunma

Merve deniz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·400 syf.··
2025 5. kitabı
Orhan Kemal
8.6/10 · 15,4bin okunma