Hayat, insana her zaman elle tutulur güvenceler vadetmez. Özenle kurduğumuz planlar bozulduğunda, hedeflerimiz bir bir gözden kaybolduğunda, kendimizi yönünü şaşırmış bir gemi gibi hayatın ortasında yapayalnız hissederiz. İşte tutunacak bir dal bulmakta zorlandığımız tam da böyle anlarda, dış dünyadaki belirsizliklere inat, içimizdeki o isimsiz ve tanımsız güce sığınırız. Adını koyamasak da varlığını derinden hissettiğimiz bu duygular, en zor zamanlarda bizi ayakta tutan umudun ta kendisidir.
Sanılanın aksine bu his, boş bir hayalperestlik değil; insanın en çetin koşullarda dahi pes etmesini engelleyen köklü bir direnç noktasıdır. O, bizi ileriye taşıyan, her yeni güne anlam katan ve varoluşumuza temel olan bir dayanaktır. Bu nedenle o isimsiz his, en karanlık anlarda bile içimizde parlayan bir ışık ve yolumuzu fısıltıyla gösteren sessiz bir rehberdir.