Meryem günay

Meryem günay
@Meryem2133
58 okur puanı
Ağustos 2024 tarihinde katıldı
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa
Hayat, insana her zaman elle tutulur güvenceler vadetmez. Özenle kurduğumuz planlar bozulduğunda, hedeflerimiz bir bir gözden kaybolduğunda, kendimizi yönünü şaşırmış bir gemi gibi hayatın ortasında yapayalnız hissederiz. İşte tutunacak bir dal bulmakta zorlandığımız tam da böyle anlarda, dış dünyadaki belirsizliklere inat, içimizdeki o isimsiz ve tanımsız güce sığınırız. Adını koyamasak da varlığını derinden hissettiğimiz bu duygular, en zor zamanlarda bizi ayakta tutan umudun ta kendisidir. Sanılanın aksine bu his, boş bir hayalperestlik değil; insanın en çetin koşullarda dahi pes etmesini engelleyen köklü bir direnç noktasıdır. O, bizi ileriye taşıyan, her yeni güne anlam katan ve varoluşumuza temel olan bir dayanaktır. Bu nedenle o isimsiz his, en karanlık anlarda bile içimizde parlayan bir ışık ve yolumuzu fısıltıyla gösteren sessiz bir rehberdir.
Kurtlarla Koşan Kadınlar
Kurtlarla Koşan Kadınlar adlı kitabında şöyle der: "Kadınlar yirmili yaşlarına gelmeden önce bin kez ölmüşlerdir. Şu ya da bu yöne gitmişler ve engellenmişlerdir. Engellenmiş umutları ve düşleri vardır. Aksini söyleyen hala uykudadır." *Bir kadının önüne daha çocukken duvarlar örülür. "Bunu yapma, böyle konuşma, böyle giyinme" denerek hayalleri şekillendirilir, yolları daraltılır. Ve böyle böyle bin kez ölür kadın. İçindeki ses susturulur, gücü törpülenir, kanatları kırılır. *Ama kadın, kendine dayatılan sınırları reddettiğinde ve özünü hatırladığında, o duvarlar yıkılır. Çünkü bin kez ölen, bin birinci kez doğmayı öğrenmiştir
Sonra bir zaman gelir, insan değişir
Sonra bir zaman gelir, insan değişir ve her şeyi bambaşka görmeye başlar." Değişim, zamanın insana kattığı en büyük armağandır. Zaman ilerlerken sadece dış dünya değil, insanın iç dünyası da dönüşür. Düşünceler olgunlaşır, hayata bakış açısı yenilenir, değerler ve öncelikler değişir. Bu, bir olgunluk süreci olarak da değerlendirilebilir; hayatın akışı içinde her bir deneyim, her bir karşılaşma, kişinin dünya görüşünü, değer yargılarını ve hatta hayallerini yeniden şekillendirir. Bu söz, değişimin sadece fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel ve ruhsal bir yolculuk olduğunu hatırlatır. Her yeni gün, yeni bir başlangıç olabilir ve bu başlangıçlar, eskiye dair her şeyi farklı bir ışıkta görmemize olanak tanır. Bu, hayatın bir parçasıdır ve her birimizin yaşam serüveninde kaçınılmaz ve zenginleştirici bir rol oynar
Paulo Coelho Simyacı
Bir gün uyanacaksınız ve her zaman yapmak istediğiniz şeyler için zaman kalmamış olacak. Ne yapmak istiyorsanız bugün yapın." Zaman geri getirilemez bir şekilde ilerler ve her geçen an, bize sunulan bir fırsatı da beraberinde götürür. Daha uygun bir zaman, daha doğru bir koşul beklentisi içinde geçen günler, geride yalnızca gerçekleşmemiş arzular bırakır. Her erteleme, insanın içinde bir boşluk oluşturur. Zamanla bu boşluk, pişmanlıkların ve keşke'lerin yankılandığı bir alan haline gelir Bu yüzden, hayallerinizi ertelemek yerine, bugün harekete geçin. Yarın diye bir günün garantisizliği içinde, bugünün değerini bilin ve istediklerinizi gerçekleştirmek için adım atın.
Kötülük dünyada değil kişinin yüreğindedir
Gabriel García Márquez, "Kırmızı Pazartesi" İnsan, içinde taşıdığı niyetlerle şekillenir. Bir yürekte ne varsa dünya ona göre anlam kazanır. Kimi gözler dünyayı karanlık görür kimi ise aynı dünyada ışığı bulur. Çünkü kötülük olaylarda ya da çevrede değil, insanın düşüncelerinde, seçimlerinde ve eylemlerinde saklıdır. Her insan içinde iyilik ve kötülük tohumları taşır. Hangi tohumu büyütürse yaşamı da ona göre şekillenir. Kini, nefret ve öfkeyi besleyen bir yürek, kötülüğü büyütür. Oysa merhamet, sevgi ve anlayışla dolu bir kalp, en karanlık anlarda bile aydınlığı seçer.