Benim için çok özeldi. Her anlamda. O nedenle uzun tutacağım biraz. Konusu, adından da anlaşılacağı üzere gerçekten de bir idam mahkumunun son gününde yaşadıklarını, hem maddi hem manevi açıdan ele almış. Victor Hugo anlattığı durumu yaşamış olmasa da edebiyatçı kişiliğinin hakkını vererek yaşadığını düşündürtecek kadar iyi betimlemiş. Size ilginç bir detay da vermek istiyorum. Kitabın önsözü beni kitaptan daha çok etkiledi ve heyecanlandırdı. Çünkü yazarın bilinci hayranlık uyandıran bir seviyede. Toplumda karşılaştığı bir sorunu, ki insanlar bunu sorun olarak bile görmüyor, kendince önemsiyor. Kendince diyorum çünkü "ben kanun koyucu değilim, sadece bir edebiyatçıyım. Ne yapabilirim ki?" dememiş. O, bir edebiyatçı olarak görevini yerine getirmek için uğraşmış. Ve nihayetinde yazıldıktan asırlar sonra kitap tahlillerine ve tartışmalarına konu bir yapıt oluşturmuş. Hiç mi kusuru yok? Elbette ki var. Ben konuya vakıf değilim ama eminim ki bir ceza hukukçusunun eleştireceği şeyler de var kitapta. Yine de hedefine ulaşmış bu eser. Bir zamanlar ütopik bir düşünceden ibaret bu fikir, eserin de katkısıyla günümüzde kabul gördü."İdam bir insanlık suçudur." Bu gerçekten ilham verici...