Meryem Leya

Meryem Leya
@MeryemFeyza
﷽ “Barika-i hakikat müsademe-i efkardan doğar” “Denize atılan bir şişe her kitap. Asırlar, kumsalda oynayan bir çocuk. İçine gönlünü boşalttığın şişeyi belki açarlar belki açmazlar. “
Öğretmen
Üniversite
İstanbul
İstanbul
149 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
Posta Kutusundaki Cringe
2/10
·191 syf.··
2020 39. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2020 14:15
YouTube kitap kanalımda Posta Kutusundaki Mızıka kitabını okumadan ölebilirsiniz dedim: ytbe.one/cZco9tl4rBs Sevgili Dost, BİM'deki reyonlarda nasıl da cesur duruyorsun öyle. Maske takan insanların alışveriş telaşı arasında insana nasıl bir kalsiyum güveni veriyorsun öyle. Bize diğer pastörize sütlerle arandaki terörize duygularını söyle... Binlerce kişi tarafından okunmuş ve yüzlerce kişi tarafından 10 puan verilmiş bu kitabın içinde neler yazıyor ve Ali Ural nasıl bir yazar kimliğine sahipmiş hadi hep beraber bakalım... İncelemeyi okurken yanınızda kastığınız duyarları, Mevlana alıntılarını ve dostlarınızı bulundurmayı unutmayın lütfen. Bence ölmeden önce okumanız gereken değil okumadan önce ölmeniz gereken bu kitapta, öncelikle bir bilgisayarın yoğun bir DDoS siber saldırısı yemesi gibi ben de DDoSt bir saldırı yedim. Her sayfada nükseden "Sevgili Dost" kısımlarından bir bölümün nasıl olduğuna hep beraber bakalım... eksiup.com/p/xo369321oqzx Diğer kısımların da edebi içeriğinin farklı olduğunu söyleyemem ama en bombastik olanlardan iki tanesini şöyle sizin için ayırdım: "Sevgili Dost, Tabii olan her şey etkili ve kalıcıdır. Suni heyecanlar, pastanın üzerine dökülen krema, makarnanın üzerine dökülen sos gibi geçici lezzetler tattırır bize. Aslolan bu sosun altında neyi yediğimizdir." (s. 60) Anlatılmaya çalışılan şey ne kadar güzel olsa da yapılan benzetme ve kullanılan kelimeler bence o kadar gereksiz ve anlamsız ki, bu alıntıyı Vedat Milor'e atıp onun ne düşündüğünü de bir sormak isterdim açıkçası. Zira Ali Ural'ın gastronomi hakkında bir uzmanlığı olmadığı için kalıcı lezzet bırakıp o suni heyecanların doğal olabilmesini sağlayan soslardan da haberi yok bence. "Sevgili Dost, Bugün yeni bir şey yap; bir iyilik kendine. Gazete bayisine
Posta Kutusundaki MızıkaA. Ali Ural · Şule Yayınları · 202022,9bin okunma
Meryem Leya
İtme miratı şikeste , seni yüz surete kor.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Yemin ederim siz erkekler romantizmi aynı içi geçmiş kitaptan öğreniyorsunuz. Çiçekler güzeldir ve bir bayan için iyi bir hediyedir. Ama bir kıza hep sera üretimi kusursuz kırmızı güller de verilmez ki.”
Meryem Leya
Kolaya kaçmak sanırım aynı hediyelerin alınması
5/10
·164 syf.··
2017 124. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2017 12:23
Mustafa Kutlu çok iyi bir yazar olarak biliniyor diye hatırlıyorum. Her sene yanılmıyorsam eylül ayında çıkarıyor kitaplarını. Bu kitabını da 2009 yılında yazmış. Açıkçası çok güzel başlayan, ilerleyen ve sonra da kendini öldüren bir kitap bu. Gerçekten çok kolay yazılmış ve kolay yazılması sanki sadık okuru tarafından nasıl olsa okunur düşüncesinden kaynaklı gibi. Çünkü o kadar kötü yerler okudum ki inanamadım. Yazarın kitabın ilk iki bölümünde hikâyeye çok güzel başladığını, ikinci bölümde bir adım ileri atarak hikâyesini güzel kurguladığını söyleyebiliriz. Hikâye anlatıcımız Mustafa, Tahir Sami beyle tanışıyor ve onun hikâyesini anlatıyor, önce Mustafa'nın hikâyesine dahil oluyoruz, sonra Tahir Sami beyle tanışıyoruz, ardından Tahir Sami'nin hikâyesini yazmaya başlıyor Mustafa, ardından hikâyeye arada bir Tahir Sami müdahale ediyor, yanlışları düzeltiyor; ardından günümüze dönerek hikâyenin sondan bir önceki hâlini okuyoruz, ardından son bölüme geçiyoruz. Yazar bunu neden yapıyor? Herhalde ilginç olsun diye. Ancak kitaba dahil olan hiç kimse, Tahir Sami'nin ataları hariç bir gerçeklik hissi yaratamıyor. Herşey ama herşey; herkes ama herkes inanılmaz klişe ve suni bir his veriyor. Aşk öyle, arkadaşlık öyle, edebiyatla ve özellikle edeple edebiyat arasında bağ kurmalar ve bizi düşünmeye sevketmeler hepsi zorlama bir his yaratıyor. Araya serpiştirilmiş islâmi cümleler, edebiyatla edep arasında bağlardan söz etmek, herşey ... ne anlatılırsa anlatılsın bir ikna ediciliği olması gerek yazarın. Korku ve gerilim kitaplarında bile olamayacak olaylara inanmamızın sebebi yazarın bizi ikna edebilmesinden kaynaklanıyor. Mustafa Kutlu ise hepimizin ona inanacağına çok emin gibi geldi bana.
Tahir Sami Bey'in Özel HayatıMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20122,966 okunma
Meryem Leya isimli okura yanıt verildi
Meryem Leya
Her kitabı için aynı şeyi söyleyemem ama evet bazıları maalesef bana da öyle hissettiriyor benim de en beğendiğin uzun hikaye beyhude ömrüm menekşeli mektup olmuştu bu kitaplar sebebiyle hala Mustafa kutlu okurum
5/10
·164 syf.··
2017 124. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2017 12:23
Mustafa Kutlu çok iyi bir yazar olarak biliniyor diye hatırlıyorum. Her sene yanılmıyorsam eylül ayında çıkarıyor kitaplarını. Bu kitabını da 2009 yılında yazmış. Açıkçası çok güzel başlayan, ilerleyen ve sonra da kendini öldüren bir kitap bu. Gerçekten çok kolay yazılmış ve kolay yazılması sanki sadık okuru tarafından nasıl olsa okunur düşüncesinden kaynaklı gibi. Çünkü o kadar kötü yerler okudum ki inanamadım. Yazarın kitabın ilk iki bölümünde hikâyeye çok güzel başladığını, ikinci bölümde bir adım ileri atarak hikâyesini güzel kurguladığını söyleyebiliriz. Hikâye anlatıcımız Mustafa, Tahir Sami beyle tanışıyor ve onun hikâyesini anlatıyor, önce Mustafa'nın hikâyesine dahil oluyoruz, sonra Tahir Sami beyle tanışıyoruz, ardından Tahir Sami'nin hikâyesini yazmaya başlıyor Mustafa, ardından hikâyeye arada bir Tahir Sami müdahale ediyor, yanlışları düzeltiyor; ardından günümüze dönerek hikâyenin sondan bir önceki hâlini okuyoruz, ardından son bölüme geçiyoruz. Yazar bunu neden yapıyor? Herhalde ilginç olsun diye. Ancak kitaba dahil olan hiç kimse, Tahir Sami'nin ataları hariç bir gerçeklik hissi yaratamıyor. Herşey ama herşey; herkes ama herkes inanılmaz klişe ve suni bir his veriyor. Aşk öyle, arkadaşlık öyle, edebiyatla ve özellikle edeple edebiyat arasında bağ kurmalar ve bizi düşünmeye sevketmeler hepsi zorlama bir his yaratıyor. Araya serpiştirilmiş islâmi cümleler, edebiyatla edep arasında bağlardan söz etmek, herşey ... ne anlatılırsa anlatılsın bir ikna ediciliği olması gerek yazarın. Korku ve gerilim kitaplarında bile olamayacak olaylara inanmamızın sebebi yazarın bizi ikna edebilmesinden kaynaklanıyor. Mustafa Kutlu ise hepimizin ona inanacağına çok emin gibi geldi bana.
Tahir Sami Bey'in Özel HayatıMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20122,966 okunma
Meryem Leya
İki ay önce evet ben de okudum sanırım kitap hakkında fikirlerim benim de aynı bazı konularda