Demek selâmet ve emniyet yalnız İslâmiyet'te ve imandadır. Öyle ise biz daima
الْحَمْدُ لِلَّهِ عَلَى دِينِ الإِسْلَامِ وَكَمَالِ الإِيمَانِ "
demeliyiz.
Ruh ve kalbin daire-i hayatı ise cisim gibi hazır zamana münhasır olmadığından, pek çok seneler maziden, pek çok seneler istikbalden daire-i hayatına dahil olduğundan; o cüz-ü ihtiyarî, cüz'iyetten çıkıp külliyet kesb eder. Zaman-ı mazinin en derin derelerine kuvvet-i imanla girebildiği ve hüzünlerin zulmetlerini def edebildiği gibi, nur-u imanla istikbalin en uzak dağlarına kadar çıkar, korkuları izale eder.
Senin görevin şerîat eğitimiyle tabîat kirlerinden nefsini temizlemek ve gaflet uykusundan onu uyandırmaktır. Ondan sonra sen sessiz sözü duyar, ölümsüz hayata ve kaybolmayacak lezzete erersin. Nitekim Allah şöyle buyurdu: "Bugün, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür."