Dua etmenin yerini de evrene pozitif enerji gönderme aldı. Tanrısız bir evrene mesaj yollamak çok oksimoronik * olacağına göre aslında burada tüm evreni bir Tanrı gibi gören panteist bir durum söz konusu.Yani inanmadan duramıyoruz ne kadar aksini iddia etsek de.
*Çelişkili
İnsanın mutlu bir yaşam sürebilmesi ya da Tibor Scitovsky'nin deyimiyle "nitelikli tüketim"in üstesinden gelip Abraham Maslow'un piramidinin deniz manzaralı beşinci katına çıkabilmesi ancak yaşadığı dünyayı tüm açılarıyla bir bütün olarak ele alıp hedef ve istekleriyle, imkân ve yetenekleri arasında doğru bir korelasyon kurabilmesiyle mümkün.
Hayat,hastalıklı bir insanın yorgun gözlerini yakan güçlü bir ışık gibiydi. Uyanık geçirdiği her an,etrafında ve üzerinde çiğ bir öfkeyle parlıyordu. Acıtıyordu. Dayanılmaz bir acı veriyordu.
Sonra acı çekme ve boğulma aşaması geldi.
Bu acı ölüm değildi,sersemlemiş bilincinde bocalayarak dolaşan düşünceydi. Ölüm acı vermezdi. Hayattı,hayatın sancısıydı bu feci,bu insanı boğan his.
Hayatın Martin'e vurduğu son darbeydi.
Kendi küçük hayatlarını dar kafalı küçük formüllere göre yaşayanları, bir araya toplaşmış sürüler dışında var olmayan varlıkları,yaşamlarını başkalarının düşüncelerine göre kalıplara sokanları, kölesi oldukları çocuksu kurallar nedeniyle gerçekten yaşamayı ve birey olmayı beceremeyenleri düşününce bir iki kez acı kahkahalara boğuldu.