İskender Pala'nın 3 4 tane tarihi romanını okudum. Hiçbirini beğenmedim. Belki divan şiiri ile alakalı kitapları güzeldir. Ama romancılığı berbat. Tarih romanı böyle mi yazılıyor. Uzun edebi cümleler, retorik dini ifadeler, divan şiirleri vs vb. Yani olayların, tarihi vakaların, kişilerin yer alması hakkında abikgi edinilmesi gerekirken, bir ton olmayan tarihi kurgu okuyoruz. Tarih romanı okuma hakkım artık bitti. Bir ihtimal, islam âlimlerinin hayat hikayelerini okurum. Onların gerçeklik payı yüksek oluyor nitekim.
Geçen hafta okudum Oktay tiryakioğlu'nun da romancılığını beğenmedim. Gereksiz boş konuşturmalar doluydu. Lisede olduğum yavuz Bahadiroglu romanları daha güzeldi. Çok iyi hatırlıyorum.
Okuduğum futbol hatta spor odaklı kitaplarda şu ana kadar gördüğüm en iyisi diyebilirim. Cruyff büyük bir futbolcu ve sporcuydu ve futbolculuk, teknik direktörlük ardından da yöneticilik yaptı dolayısıyla hangi görevde ne yapılması gerektiğini, neyin doğru neyin yanlış olacağını gözlemlemesi mümkün olmuş.
Şu anki Ajax takımı da bir nevi onun eseri. Kitaptaki en çok dikkatimi çeken nokta, anlatılanlar ve doğru olanların hemen hiç birinin ülkemizde uygulanmıyor oluşuydu, bu yüzden başarının gelmemesi de normal oluyor.