"Ustaların kılınç yapmak için saatlerce ve günlerce dövdükleri demir neden serttir, bilir misin? O, insanoğluna hemen boyun eğmez, çünkü onların, kendisiyle işleyecekleri suçları bilir. Bu yüzden de ortak olacağı günahların bedelini ateşte dövülürken peşinen öder. Zalimlerin kolları kendi erişilmez isteklerine göre çok kısadır. Tutkularının büyüklüğü onları böylece sakat kıldığından, bizim kılınç dediğimiz koltuk değneğini kullanırlar. İcad ettiğin silah işte onların tutkularını büyütecek ve zulümlerini arttıracak. Sen onların kollarını uzattın. Oysa kılınçlar yeterince uzun değil miydi?"
İrade, kullanıldıkça tükenen kısıtlı bir kaynaktır. Başka bir deyişle irade, sınırsızca faydalanabileceğiniz karakter özelliklerinizden ziyade, çalıştıkça yorulan kaslarınıza benzer. Hofmann ve Baumeister'in araştırmasına katılanların arzularına karşı koymakta bu denli zorlanmasının nedeni de budur; zaman geçtikçe ilgilerini çeken bütün o şeyler zaten sınırlı bir kapasiteye sahip olan irade havuzlarını boşaltır ve nihayetinde daha fazla direnemez hale gelirler. Yani niyetiniz ne olursa olsun, alışkanlıklarınızın bilincinde olmadığınız sürece aynı şey sizin de başınıza gelecektir.
Bir şekilde türümüz derine indikçe gelişen, yüzeyde kaldıkça yolunu şaşıran bir canlıya doğru evrilmiş sanki. Buna homo sapiens deepensis adını verebiliriz.
Her e-postaya anında yanıt vermek ve sosyal medyada aktif olmak gibi odaklanmayı mahveden davranışlar takdir edilirken, bu türden eğilimlerden uzak durmak şüpheyle karşılanıyor.