“... Manevi hayatımızda, bizim pek de haberimiz olmadan, bir takım hadiseler cereyan ediyor… Bu doğru… İnsan ruhları arasında, şuurun pek de karışmadığı bazı münasebetler var… Bu da doğru… Fakat bunları arzularımızın hizmetkarı olarak kullanmaya kalkmak, tam hakim olmadığımız şeyleri hilelerimize alet etmeye çalışmak… Onları mahiyeti hakkında en küçük bir fikrimiz olmadığına delil değil midir?”
Bir tartışmanın etrafına tribün kurarsanız, sosyal hayvanlar da tabiatları gereği tribünlere oynar. Özellikle de rakibi itibarsızlaştıran safsatalar bu şartlarda öne çıkıyor. Zira bir ayıdan kaçmak için ondan hızlı koşmanız şart değil; yanınızdaki arkadaşınızdan hızlı koysanız yeter. Bir kalabalık önündeki ikili tartışmayı “ Kazanmak” içinde kendi haklılığınızı ispat etmeye gerek yok; rakibinizin güvenilmezliğini veya yetersizliğini ispat etmeniz yeterli.