Meursault Samsa

Meursault Samsa
@Meursaultsamsa
kahve, Eric Rohmer, Woody Allen, Jim Jarmusch, Bob Dylan, rock, viski
Puan vermedi·112 syf.··
2026 13. kitabı
Modiano'yu Nobel aldıktan sonra tanıdım. İlk okuduğum kitabı En Uzağından Unutuşun oldu. Sonrasında dilimize çevrilen diğer tüm kitaplarını da okudum bu yazının yazıldığı an itibarı ile. Zaten 100 sayfa civarında ve kolay okunan kitaplar hepsi. Modiano kitapları arasında zevk almadığım tek kitap ise bu oldu. Yine de diğer Modiano kitapları gibi özgün bir havası, bir tarzı var bu kitabın da. Bana, Demir Özlü'nün yazdığı ve benim de Kanat Atkaya'nın bir yazısı vesilesiyle okuduğum Bir Beyoğlu Düşü kitabını anımsattı fazlasıyla. Yalnız onu okurken bundan çok daha fazla sıkılmıştım. Üstelik o kitapta adı geçen mekanlara, bu kitaba kıyasla çok daha fazla hakimdim. Modiano kitaplarında belli başlı ögeler hep var. Bir şehir, bu şehirde savrulan bir ya da birden fazla genç, asla net olarak okuyucuya tanıtılmayan tabiri caizse genelde siluet halinde bir baba figürü, melankoli ve tüm kitaba sirayet eden puslu atmosfer. Modiano bunu tam olarak nasıl yapıyor bilmiyorum ama tasvir ettiği bütün mekanları, yarattığı bütün karakterleri ve hatta hikayeyi buğulu bir camın ardına koyuyor adeta ve size asla net bir görüntü sunmuyor. Bu metafor üzerinden gidersek bu kez camdaki buğu bana çok fazla geldi ve beklediğimden, istediğimden çok daha az şey görebildim. Bu yüzden de diğer kitapları kadar sevip zevk alamadım bu kitaptan. Net bir bilgim olmamakla birlikte Modiano'nun babasız büyüdüğünü ya da babasıyla küçük yaştan itibaren çok kopuk bir ilişkisi olduğunu okumuştum. Sanıyorum ki bu yüzden tüm kitapların varlığı tartışmalı bir baba var, tıpkı kendi hayatında olduğu gibi yani. Bu kitap diğer kitaplara kıyasla çok daha fazla bir hesaplaşma içeriyor bana kalırsa. Ve kültürünü, sokaklarını, tarihini pek bilmediğim bir şehre ilişkin olan bu hesaplaşma da benim çok anlayabildiğim bir
Yıkıntı ÇiçekleriPatrick Modiano · Can Yayınları · 199175 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.

Meursault Samsa

, bir kitap okudu
Puan vermedi·112 syf.··
2026 13. kitabı
Patrick Modiano
6/10 · 75 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 12. kitabı
Çok beğendiğim bir kitap oldu, bir tavsiye üzerine okudum, iyi ki de okumuşum. Kitabın ortalarına doğru zaten her şeyi anlıyorsunuz ama bu hiç sorun değil çünkü kitabın derdi bu değil. İyi bir roman diyemem kendi adıma, roman olup olmadığı bile tartışılır ama nefis bir anlatı. Çok şiirsel bir dili var kitabın ve bu şiirsel dilin de etkisi ile olsa gerek çok derinden etkiledi beni. Sadakat, dostluk, yaşamın amacı gibi kavramlar zaten üzerine konuşmayı, okumayı sevdiğim şeyler ve bunları çok iyi tartışıyor kitap. İşlediği temalar kadar onları ele alış biçimi de çok başarılı. Tüm bunların üzerine bir de tansiyonu yavaş yavaş yükseltip büyük bir merak ve yoğun duygularla getiriyor sizi finale. Haneke'nin bir sözü vardır; ''Kelimelere inanmam, bence seks ve müzik çok daha iyi bir iletişim biçimidir.'' der. Bu kitabın 95. sayfasında şöyle bir pasaj var; ''Muhtemelen size, sözler ve hareketlerle ifade edilemeyecek bir şeyler söylüyordu, muhtemelen siz de birbirinize müzik vasıtasıyla bir şeyler söylüyordunuz ve bu konuşmayı, bu sizin için açık olan müzik diliniz biz, farklı türden olanlar, babam ve ben anlayamıyorduk. O yüzden aranızda yalnız kalıyorduk.'' Bir de kitap, başlarda verilen detayları sonlara, özelikle finale doğru çok etkili kullanıyor ki bu anlamda teknik olarak da çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Biraz Zweig'i hatırlattı bana ama onda sıklıkla ruh çözümlemeleri, duyguların kelimelerle ifadesi varken burada diyalog biçiminde olayın mantıksal analizi var. Özetle şiirsel dili, temaları, bunları tartışma biçimi ve tüm bunları yaparken okuyucuyu sürükleyebilmesi ile çok özel, çok başarılı bir kitap bence.
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,7bin okunma

Meursault Samsa

, bir kitap okudu
Puan vermedi·120 syf.··
2026 12. kitabı
Sándor Márai
8.3/10 · 6,7bin okunma
İnsan yavaş yavaş yaşlanır: Önce hayattan ve insanlardan alınan zevk yaşlanır, bilirsin, yavaş yavaş her şey fazlasıyla gerçek olur, her şeyin anlamını anlarsın, her şey ürkütücü bir sıkıcılıkla tekrar eder. Bu da yaşla ilgili. Bir bardağın sadece bir bardak olduğunu bilirsin. Ve bir insan, zavallı, o da ne yaparsa yapsın sadece ölümlü bir insan. Ardından beden yaşlanır; bir anda değil, hayır, önce gözler, bacaklar ya da kalp yaşlanır. İnsan parça parça yaşlanır. Ve sonra bir anda ruh yaşlanmaya başlar; çünkü beden yaşlanmış olabilir ama ruhun hâlâ kendi arzuları, kendi anıları vardır, hâlâ arar, hâlâ sevinir, hâlâ neşe arzusu duyar. Ve neşe arzusu bitince geriye sadece anılar ya da kibir kalır; işte o zaman insan gerçekten yaşlıdır, nihai olarak.
Sayfa 104 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu