📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
En genel olanı, en tikel olana kulak kabartarak kavrayabiliriz; toplumsal bağın nasıl dokunduğunu, düğümlendiğini, düğümlerinin nasıl çözüldüğünü ve koptuğunu başkalığın geçirdiği merhaleler üzerine yoğunlaşarak anlayabiliriz.
kökene ilişkin her tartışma imkansızlığın mührüyle damgalanır. Yitik cennetin tüm çekici yanlarına bürünen köken, gerçekten de herkesin yaşamına en sonunda bir anlam bulmak için umutsuzca peşinden sürüklendiği "uzam ve çözüm" olarak yaşantılanır. Demek ki köken, sürekli bir büyülenmeye yol açan, ama her türlü nihai arayışın elinden kaçıp kurtulan ve bizde izler bırakan tapınaktır. Yeryüzünde asla "bulunan zaman" yoktur. Yalnızca edebiyat böylesi bir hırsı doğurabilir. Proust 'un girişimi de bize yitik zaman arayışına düşmenin zamanı yeniden inşa etmek ve yaşamdan el etek çekmek olduğunu öğretir. Demek ki, kökene ilişkin her inceleme, bilimsel kesinliği olmayan bir araştırma olarak kabul edilmelidir
Hiçbir önlem bu genelleşmiş savaşı engellemekte etkili olamaz. Ne kolektif şiddetin kendisine devredileceği (devletler de bunu reddeder) uluslararası bir kurum, ne (güçlerini kötüye kullanan) aydınların yönetimi ne de dinsel bağın oluşması. Yalnızca duygusal bağlar ve uygarlaştıncı süreçler savaşa karşı gerçekten mücadele eder. Ama, bunların kurumsallaştıktan tarz da etkili bir uygulamayı destekleyen işlemsel olanakların bulunmasına imkin tanımaz. Geriye, genellikle
umutsuzluğa yakın bir umut kalır.