Eğer László Krasznahorkai amcamızın bu kitabını okumaya niyetlendiysen, öncelikle ciğer kapasiteni bir kontrol et; çünkü adamda nokta kullanma alışkanlığı olmadığı için bir cümleye başladığında öbür dünyaya gidip geliyorsun. Nobel Akademisi bu adama ödülü verirken muhtemelen, "Yahu biz okurken nefessiz kaldık, bu adam yazarken ölmediyse kesin bir bildiği vardır," diyerek madalyayı boynuna astı.
Olayımız şu: Tozlu bir Macar kasabasına bir tır yanaşır, içinden dondurulmuş dev bir balina leşi çıkar ve kasabanın tüm ayarı kaçar. Bizim safi rüzgâr karakterimiz Valuska, meyhanede gezegenlerin uyumunu anlatırken dışarıda kıyamet kopmaya başlar. Kitap resmen şunu diyor: "Dünya zaten berbat bir yer, ama durun size bunu 400 sayfalık tek bir cümleyle anlatayım da iyice daralın." Yani anlayacağın; direniş dediğin şey barikata çıkmak değil, bu anlamsız hayatın içinde piyano akorduyla kafayı bozup "aslında müzik de yalan" diyerek eve kapanmaktır. Nobel’lik bir depresyona girmek istiyorsan, balina seni bekliyor!