Doğruyu Söyleme | Yıldız Kenter
Bilmezdim ben seni sevmeden önce,
Sevmenin bu kadar zor olduğunu
Sensiz ateşlerim bir lahzada buz,
Seninle buzların kor olduğunu
İnsan aşk uğruna
Yola düşünce köprüden geçermiş
o kıldan ince…
Duyar inanmazdım
Başa gelince anladım köprünün var olduğunu
Falıma baktılar ayrılık varmış
Sevgiler tükenmiş selamlar kalmış
Duydum bana sevgin dünya kadarmış
Anladım dünyanın dar olduğunu
Gel yalanlar söyle, seni sevdim de
Gidiyor olsan da sana geldim de
Doğruyu söyleme günün birinde,
söyleme ellere yar olduğunu…
youtube.com/watch?v=mTMB4fd...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kütahya'da öğrenciyiz. İlk senemiz. Tonton, "nur yüz" olarak ifade edilen parlak, pürüzsüz bir yüzü olan bir deyzemizin evine kiracı olarak girdik.
Beş buçuk ay kadar kiracı olarak kaldık evinde. Bu deyzemiz börek, gözleme, kurabiye yapar bize getirirdi, evde pişirdiği yemeğinden bir tabak da muhakkak bize getirirdi, evle ilgili teknik sorunlarla ilgilenirdi falan. Biz kendi aramızda derdik "ooo ne halden anlayan yardım sever deyze, dünya bu deyzemizin hatrına dönüyor" falan. Biz de deyzemizi üzmezdik, eve arkadaşlarımızı getirmezdik gürültü patırtı yaparlar diye kirayı da hep gününde öderdik. Bir gün deyzemize parasal yönden bir aksaklık çıktığı için bir 15 gün sonra falan ödeyeceğimizi söyledik kirayı. Deyzemiz bizi bu sebepten dolayı evinden çıkardı. Kütahya'nın soğuğu da çetin olduğu için hastalanıp ölmeyelim diye üçümüze de ikişer tane mandalina vermişti. Bu zamanlardı, dört yıl olmuş... Ama bize hayatta asla unutmamamız gereken bir ders verdi: kimsenin iyi niyetine aldanma, kimseye güvenme!