Aynı şarkıyı tekrar tekrar dinleyen deli, :) eksik olmayan adam, sinir fakiri, kendisinin terapisti, gök gözlü, mavi sever, fotoğraf çeker, öz yurdunda gurbetçi...
Acıdım oğlana. Acıdım ama sonra kendime kızdım. Birine her acıyışımızda - itiraf edelim etmeyelim- az buçuk budalaca bir üstünlük böbürlenişi saklı değil midir?
Ben şuna dikkat etmişimdir ki, en kuşkulu insanlar çoğu zaman en kötü niyetliler arasından çıkıyor. Yüreği temiz olan, başkalarının gıllıgışlı olabileceğini kolay kolay aklına getiremez.
O gün, orada, onun karşısında çocuk kafamın koyduğu ilk teşhis şu oldu: Bu gözlerden hiçbir şey kaçmaz arkadaşlar. Bu adam kandırılamaz, aldatılamaz. Bu adam mugalataya, laf cambazlığına pabuç bırakmaz. Bu adam, bilmek için öğrenmiş olmaya ihtiyacı olmayan, bildiğini bilen, bilmediğini de şıp diye sezen bambaşka bir insandır.
Ona bir şey anlatmak, izahat vermeye kalkmak fuzulidir, manasızdır, saygısızlık, haddini bilmezliktir. Müdürle hocanın şimd onun karşısında bu kadar gülünç görünmeleri işte bundandır. Onun kimseyi dinlemeye ihtiyacı yoktur.