Aynı şarkıyı tekrar tekrar dinleyen deli, :) eksik olmayan adam, sinir fakiri, kendisinin terapisti, gök gözlü, mavi sever, fotoğraf çeker, öz yurdunda gurbetçi...
Zaman geçiyor. Bizler zamanın içinde yüzdüğümüz halde zamanı geçişini değil de, o geçtikten sonra, sadece geçmiş olduğunu hissedebiliyoruz. O da şakağa düşen aklarda, alnımızdaki kırışıklıklarda, bele yapışan lumbago ağrılarında, nihayet hastalıkta, ölümde...
İnsanlar, mantıklı normal akışına uymayan olayları bu üç hece ile ne güzel ortadan kaldırıverirler. Kâhinliğimin sırf bir tesadüfe dayandığı oy birliği ile kabul edildi. Hatta ben bile buna inandım. İnanacaktım.
"Susmam mümkün değil," diyen Luca McDonald devam ediyordu. "Haykırarak ve tehlike çanları çalarak yöneticilerin, yazarların, bilim insanlarının ve özellikle de ruhban kesimlerin uyumakta olan düşünce ve vicdanlarını uyandırmak zorundayım. Hepsi ölüm uykusuna yatmış gibi derin, haince bir uykuya dalmış. Bu halka karşı ihanettir."
İnsanlar hâlâ büyük bir çocuğa benzemektedir. Aptal ve küçük çocukların yaptığı gibi, aralarındaki anlaşmazlıkları kavga ederek ve savaşarak çözmek istiyorlar. Tanrı ve hayatın kutsallığı hakkında yaptıkları tartışmalarda akılsız çocuklar gibi kaprisli ve inatçı davranıyorlar. Tanrı'yı sopalarla, taşlarla, idamlar ve ateşle korumak niyetindedirler. Aptal çocuk ların yaptığı gibi, bilgeliği kendiler için oyun ve eğlence olarak görüyorlar.