Mihman

Mihman
Puan vermedi·188 syf.··
2022 6. kitabı
"Aramakla bulunmaz, bulanlar arayanlardır" Maksat Bayezid-i Bestami'yi haksız çıkarmak elbette değil fakat ne zaman ki hikayesini okumayı büyük bir istekle beklediğim, büyük bir yazarın kitabını, aramaktan vazgeçince buldum. Şizofrenik bir fırtınanın hayatını alabora ettiği birinin hikayesi. Belki de 'Öteki'nin hikayesi. Böyle bir hikayenin satırlara nasıl yansıyacağı şahsi merakımın temayül yoklamasıdır bu kitap. Bazı eserler vardır okurken yahut okuduktan sonra, filmi çekilse keşke bunun, dediğimiz. Hatta daha da ileri gidip, bugüne kadar neden filmi çekilmemiş, diye gerekçeli cevaplar aradığımız. Tam olarak o düşünceyi hafızaya sokan bir kitap. Aklınızda o kadar net sahneler, oyunculuklar ve kurgu vardır ki, anlatabilmek için ancak yönetmen olmanız gereklidir. Ayrıca ismiyle de müsemma harika bir başyapıt. İlk 50 sayfa sonunda düşüncelerim bunlardan ibaretti, okumaya devam ettikçe de aynı düşünce ve hayaller katmerlenerek devam etti. Suç ve Ceza yahut Karamazov Kardeşler gibi derin, uzun soluklu ve aynı ihtişama sahip bir eser beklemek haksızlık olur ama psikolojik tesiri, hikaye ve anlatımı bakımından aynı etkileyiciliğe sahip. Son cümleyi okuyup bitirince yine gözler uzaklara dalıyor yine kahramanı yakından tanıyor ve yine usuldan usuldan "olmasaydı sonumuz böyle" diye mırıldanıyorsunuz. Kırmızı Pazartesi'deki cinayet beklentisine benzer bir durum hakim esasen. Okunduğu anda sonunun nereye varacağı tahmin edilebiliyor. Buna rağmen heyecanından bir an bile vazgeçmeden okumaya devam ettim. Bu kitaba dair inceleme yazma fikri yoktu aklımda; ne zaman ki Attilâ İlhan şiiri okudum, benim yerime karar verdi inceleme yazmaya. Zannediyorum -şimdilik tıbbi bir tanı gerektirmese de- Attilâ İlhan da benim şizofrenik fakat bana bile görünmeyen şair arkadaşım. Haddim olmayarak
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,5bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·328 syf.··
2021 41. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2021 00:04
Satırların altını çok kere çizip de, paylaşmadığım başka bir kitap daha olmamıştı sanırım. Kitabın baştan sona her cümlesinin altını çizmek, not etmek, tekrar tekrar okumak gerek. Zira bu eser bir hikaye, kurgu, roman değil; gerçekler, tespitler ve en önemlisi farkındalık yaratan bir terapi. Kitabı okumaya acele etmemiştim, okuduktan sonra da, dudak ısırmasıyla acı bir tebessüm eşliğinde bir pişmanlık hasıl olmadı diyemem. Zamanında bu kitabı okumamı öğütleyen ,bugüne kadar kitap özelindeki önerileriyle hedefi on ikiden vuran ve bu kitabı bana hediye eden sevgili dostum Tamerika’e huzurunuzda saygımı ve şükranlarımı sunuyorum. Ne kadar teşekkür etsem az. İnsan üzerine, davranış üzerine, duygular üzerine, iletişim üzerine, psikoloji üzerine… insanı anlama noktasında merak ettiğiniz ne varsa çok iyi bir başlangıç ve referans olacaktır. Peki ne anlatıyor Adler ? Mesela değer verdiğiniz birinin işler yolunda giderken size anlamsız şekilde ters davranışının altında, gününde olmamasının değil, çocukluktan gelen bir travmanın yatıyor olabileceğini anlatıyor. Bir konuşmada atasözlerinden ya da alıntılardan sık sık bahsediyorsanız yargılarınızın veya eleştirilerinizin ne kadar az umursandığını gösterdiğini anlatıyor. Yeni tanıştığınız birinin davranışlarının ne anlama geldiğini merak ettiniz mi hiç ? Evet beden dili çoğumuzun ilgisini çekmiştir zaman zaman. Bu kitap psikolojinin bedene yansımasını da anlatıyor dersem inanın abartmış olmam. Ailenizi, eşinizi, sevgilinizi, yakınınızı hatta kendinizi tanıdığınızı düşünüyorsanız, bu eseri okuduktan sonra bir kere daha gözden geçirin. Bazı insanlar neşeliyken bazıları neden sert ve hoyrattır; bazıları çekingen, korkak davranırken bazıları nasıl girişken ve samimi davranır; bazı insanlar ufak bir tökezlemede hayattan soğurken
İnsanı Tanıma SanatıAlfred Adler · Say Yayınları · 20207,7bin okunma
Puan vermedi·148 syf.··
2021 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2021 01:04
Siddhartha Bütün çıplaklığıyla bir insanoğlu. Yüzündeki tebessümüyle, en saf haliyle, tüm günahkârlığıyla ve benliğiyle cesurca çarpışmış ve koyvermiş kendini durgun akan bir şarap girdabına. Siddhartha’yı birkaç cümleyle özetlemem gerekseydi, bu kadar, der bırakırdım. Ama bu kadarla tam olarak ifade edilecek gibi de değil. Zengin bir serüven. Çok yalın, çok da derin bir felsefesi var ki, etkilenmemek elde değil, düşüncelere önem verenler için. İlk sayfasından itibaren egzotik ve kararlı bir etkiyle sarıyor çevrenizi. Savaşsız, kansız ve bambaşka bir coğrafyada, bir Alamut hikayesi okurken bulabilirsiniz kendinizi; ya da dünyayı keşfettikten sonra artık tanımaya ve kendince yorumlamaya başlamış bir Göğü Delen Adam’a rastlayabilirsiniz. Eserde bir ırmaktan söz ediliyor. İşte o ırmağın akışı gibi okutuyor kendini. Okuyorsunuz okumasına ama, eserde görünmeyen bir misafir veya hikayesi yazılmamış bir kahramansınız adeta. Öyle ki; sihrini bozmaktan imtina ederek çizdim cümlelerin altını. Şair olsaydım Ahmet Telli’nin şiirlerini yazmak isterdim demiştim daha önce. Şimdi de, yazar olsaydım Siddhartha’yı yazmak isterdim diyorum, aynı hayranlıkla. Herman Hesse’nin tarzını Paolo Coelho’ya çok benzettiğimi belirtmem gerek. Yer yer Simyacı’nın evrilmiş başka bir versiyonunu okuduğumu bile düşündüm. Bu bakımdan Simyacı’yı beğenenler, aşina oldukları lezzetleri tekrar tadabilirler. Muazzam duru ve yalın anlatım, kolay anlaşılabilir harikulade ve mutlaka okunması gereken; görmezden gelinmemesi gereken bir eser Siddhartha. Ali Ekber Çiçek’in seslendirdiği bir eserde şöyle bir söz geçer; “Seher yeli gibi gelir nefesin, âşığa bahardır kış günün güzel” böyle kısa ve derin anlamlı işte Siddhartha da. Okunması ertelenmemesi gereken eserlerden. Kitapların, okumanın insana ve yaşama çok
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447,1bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2021 14. kitabı
En son ne zaman Grange kitabı okumuştum hatırlamıyorum. Polisiye/gerilim tarzında sadece Jean-Christophe Grange’ i okumakla kalmıyor, kitaplarının da sıkı bir takipçisiydim. Hatta yazarın en sevdiğim kitabı hala Şeytan Yemini’dir. Kısacası beğenerek okuduğum bir seri yakalamıştım. Kitap okumadan geçen hayli zamandan sonra elbette tekrar okumaya Grange ile başlamadım. Fakat gördüm ki, bu süre beni bu tarzdan soğutmuş. Eskiden okuduğumda daha fazla heyecanlanır, acaba olay nasıl seyredecek diye daha fazla merak ederdim. Maalesef bu kitapta o heyecandan eser yoktu. Bunun okuduğum kitaptan kaynaklandığını söyleyemem ama şu da var ki, diğer kitaplarda olaylar daha karmaşık ama hayranlık uyandıracak şekilde ilerlerken bu eserde sade, tekdüze ilerleyen bir hikaye anlatılmış. Bu sebepten midir bilemem, kitap bana Dostoyevski’nin Kumarbazı’nın yazım hikayesini hatırlattı. Sanki aceleyle yazılıp bitirilmiş. Ancak Grange’nin harikulade betimlemesi, sade, anlaşılır anlatımı ve her şeye rağmen merakınızı diri tutan olay örgüsü, bu tarzı sevenler için okumaya değer. Düşüncelerim bu kitaptan ötürü mü yoksa türden uzaklaştığımdan ötürü mü, yeni bir Grange eseri okumadan cevap veremem. Jean-Christophe Garange’nin en az bir tane daha eserini okuyacağım, hikaye bittiğinde şayet fikrim şimdikiyle aynıysa, bu tür kolay kolay tercihim olmayacaktır. Polisiye/gerilim türü, heyecanlı, aksiyonlu ve adrenalinin hat safhada olduğu tarzda kitaplar sevenler için gayet ideal bir eser. Klasik sevenler için ise tatmin edici olmayacaktır. Keyifli okumalar.
Son AvJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 20204,206 okunma
Puan vermedi·102 syf.··
2020 8. kitabı
Aşık Veysel’e sorarlar: “Dünyadan ne anladın?” Aşık cevap verir: “Say ki koca bir pazar yeri dolandım. Üç metre bez aldım, gidiyorum.” Ölümsüz bir isim, yazacak çok şeyi olan ve en iyi yazacak isimlerden biri. Uzunca yaşamış ama ‘hayatı’ 102 sayfaya sığdırmış. İtiraflarım dediğine bakmayın, anlattıkları, yaşadıkları, anlayana, vasiyet olacak nasihatler. Eserin dili muazzam, çeviri dediğin böyle olur dedirten cinsten. Cümlelerin ahengi mükemmel. Heybetli bir dağ başında toprağa bağdaş kurmuş otururken, adeta bir bilgeden mistik doğu masalları dinler gibi ‘hayat’ı dinliyorsunuz. Felsefede olduğu gibi Tolstoy için de sorular cevaplardan önce geliyor fakat Tolstoy’un felsefesi sizi yanıtsız bırakmıyor. Ki bence cevaplar bu kez sorulardan daha değerli. İnsanlığın tarihinden de eskiye dayanan varoluş, Tanrı’nın varlığı ve bilinmeyen kesin irade ile Tanrı’nın tahayyülü gibi sorularla fazlasıyla haşır neşir olmuş meğer Tolstoy. Ayrıca bu eserde (inanın veya inanmayın) Tanrı’yla tanışmanız kaçınılmaz. Belki kendi tanrınız belki yazarın tanrısı. Üstelik bunu 13. yy Anadolu âşıkları / erenleri gibi olmasa da kendince bir reveransla takdim ediyor. Büyük yazar nasıl olunur veyahut bu isimler neden büyük yazar, benzeri sorularınız varsa, işte size müthiş bir örnek. ‘Neden’ den ziyade ‘nasıl’ ın cevabını bulabileceğiniz en güzel örneklerden biri hem de. İnançlarını, yaşayış biçimini,yanlışlarını kimseye bırakmadan önce kendi özeleştiri süzgecinden geçirmiş ve acımasızca yargılayarak önümüze atmış. Haliyle buradan sonra bize de okumak düşüyor. Kitabın sonuna doğru yazar gördüğü bir rüyasından bahsediyor ve diyor ki: “Beni anlamış olanlara bu rüyanın anlatılması, bu sayfalarda anlatılmış olan her şeyi tazeleyecek, açıklayacak ve özetleyecektir.” Tolstoy’u anlayabilmek için göz
İtiraflarımLev Tolstoy · Timaş Yayınları · 200229,4bin okunma