Kalpte hala bir şey yaşar, bir anı, bir şekilde bir yaşam amacı, insan birini tekrar görmek ister, bir şey daha söylemek ister ya da öğrenmek ister ve o anın geleceğini bilir ama sonra birden, gerçeği öğrenmek ve ona cevap vermek insanın beklemekle geçen yıllarda sandığı kadar önemli olmayıverir. Yavaş yavaş dünyayı anlar ve sonra ölür. Olayları ve insanların motivasyonlarını. Bilinçdışının işaret dilini... Çünkü insanlar düşüncelerini işaret diliyle aktarırlar, hiç dikkatini çekti mi? Sanki temel meselelerden yabancı bir dilde, Çince bahsediyorlarmış gibi; ve biz bu dili gerçeğin diline çevirmek zorunda kalırız. Kendileri hakkında hiçbir şey bilmezler. Hiç durmadan, sadece ihtiyaçlardan bahsederler ve bunu yaparken kendilerini tasvir etmiş olurlar, şuursuzca ve umutsuzca. İnsanların yalanlarıyla tanışınca, daima düşündüklerinden ve gerçekten istediklerinden farklı şeyler söylemelerine dikkat edip bununla eğlenmeye başlayınca, hayat neredeyse ilginçleşir. Derken günün birinde gerçeğin bilgisi gelir ve o da yaşlılık ve ölümün eşanlamlısıdır. Fakat artık bu da acı vermez.